ABD, İsrail’in Gazze’deki savaş sırasında Amerikan silahlarını uluslararası insancıl hukuka aykırı kullanmış olabileceğini söylüyor. Beyaz Saray’ın talimatı üzerine yapılan inceleme sonucu Kongre’ye sunulan raporda, Amerikan silahlarının muhtemelen “sivillerin zararını azaltmaya yönelik yerleşik en iyi uygulamalara uygun olmayan durumlarda” kullanıldığı bildirildi. Rapora katkıda bulunan ABD’nin eski Türkiye Büyükelçisi David Satterfield, BBC’ye yaptığı açıklamada raporun türünün ilk örneği olduğunu söyledi.

Washington yönetimi, İsrail’in Gazze’deki savaş sırasında “bazı durumlarda” Amerikan silahlarını kullanırken uluslararası insancıl hukuku ihlal etmiş olabileceğini söylüyor. BBC’de yer alan habere göre ABD Dışişleri Bakanlığı, bu silahların İsrail’in yükümlülükleriyle “tutarsız” bir şekilde kullanıldığının “makul bir değerlendirme” olduğunu bildirdi. Ancak ABD’nin değerlendirmesinde tam bilgiye sahip olmadığını ve sevkiyatların devam edebileceğini de ekledi. Rapor gecikmeli olarak dün Kongre’ye sunuldu.

Beyaz Saray’ın talimatıyla yapılan incelemede, çatışmalarda yer alan diğer altı ülkeyle birlikte İsrail’İn geçen yılın başından bu yana ABD tarafından tedarik edilen silahları nasıl kullandığı araştırıldı.

KESİN BİR DİL KULLANMAKTAN KAÇINDI

Rapor, İsrail’in Gazze’deki bazı operasyonlarını açık bir şekilde eleştirirken, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) operasyonunun uluslararası hukuku ihlal ettiğini kesin bir dille ifade etmekten kaçındı. Raporda İsrail’in Gazze’de Hamas’la savaşırken “olağanüstü bir askeri zorlukla” karşı karşıya kaldığı belirtildi. Ayrıca ABD silahlarının yasal kullanımına bağlı kalınması konusunda İsrail’den alınan güvencelerin “inandırıcı ve güvenilir” olduğunu da ekledi.

Belgede ayrıca Hamas’ın “askeri amaçlar için sivil altyapıyı ve canlı kalkan olarak sivilleri kullanması” nedeniyle, meşru hedeflerin neler olduğuna dair “aktif bir savaş bölgesinde sahadaki gerçekleri belirlemenin zor olduğu” kaydedildi. Ancak, İsrail’in ABD yapımı silahlara önemli ölçüde güvendiği göz önüne alındığında, bu silahların muhtemelen “uluslararası insancıl hukuk yükümlülüklerine veya sivillerin zararını azaltmaya yönelik yerleşik en iyi uygulamalara uygun olmayan durumlarda” kullanıldığını söyledi.

“SİVİL KAYIPLAR ÖNEMLİ SORU İŞARETLERİ DOĞURDU”

Raporda, “İsrail’in askeri operasyonlarında sivillerin zarar görmesini azaltmaya yönelik en iyi uygulamaları hayata geçirecek bilgi, deneyim ve araçlara sahip olduğu” ancak “yüksek düzeydeki sivil kayıplar da dahil olmak üzere sahadaki sonuçların, IDF’nin bunları her durumda etkili bir şekilde kullanıp kullanmadığı konusunda önemli soru işaretleri doğurduğu” belirtildi. Raporda Birleşmiş Milletler ve insani yardım kuruluşlarının İsrail’in sivillerin zararını azaltma çabalarını “tutarsız, etkisiz ve yetersiz” olarak nitelendirdiği de hatırlatıldı. Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in çatışmanın ilk aylarında ABD’nin Gazze’ye insani yardımı “en üst düzeye çıkarma” çabalarıyla tam olarak işbirliği yapmadığını tespit etti. Ancak bu durumun değiştiğini belirtti. Raporda, “Şu anda İsrail hükümetinin ABD’nin insani yardımlarının taşınmasını ya da ulaştırılmasını yasakladığını ya da başka bir şekilde kısıtladığını değerlendirmiyoruz” denildi. ESKİ TÜRKİYE BÜYÜKELÇİSİ: RAPOR, TÜRÜNÜN İLK ÖRNEĞİ

Rapora katkıda bulunanlardan biri olan ABD’nin eski Türkiye Büyükelçisi David Satterfield, BBC’ye yaptığı açıklamada, raporun türünün ilk örneği olduğunu ve ABD’nin İsrail’in eylemlerini inceleme altında tutmaya devam edeceğini söyledi.

Satterfield “Bu, dünyanın daha önce gördüğü hiçbir çatışmaya benzemeyen bir çatışma. Çok samimi ama aynı zamanda inandırıcı bir yargıya varırken tüm bu faktörleri göz önünde bulundurmaya çalıştık” dedi. Rapor, ABD Başkanı Joe Biden’ın İsrail’i, Refah’a saldırması halinde bazı bombaları ve top mermilerin göndermeyi durdurmakla tehdit etmesinden günler sonra yayınlandı. Raporun yayınlanmasından kısa bir süre önce İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Biden’ın Refah’taki operasyonun “kırmızı çizgiyi” aşacağı yönündeki uyarılarını reddetti ve gerekirse İsrail’in “tek başına duracağını” söylemişti.

Door