48 yaşındaki kadın güne kahveyle başlıyordu: Doktorların ölümcül uyarısı sonrası gerçeği öğrendi

48 yaşındaki bir iş insanı, kariyerinin zirvesine tırmanırken bir anda hayatını tehdit eden bir sağlık kriziyle yüzleşti. Kariyerinde yüksek hedefler peşinde koşan, sıkı bir çalışma disipliniyle tanınan ve başarılı işlerle anılan bu kadının yaşadığı felç, iş ve kişisel yaşam arasında nasıl bir denge kurması gerektiğini anlamasını sağladı.

Başlangıçta semptomlarının kafein ve uzun çalışma saatlerinden kaynaklandığını düşündü. Ancak, doktorun verdiği ölümcül uyarılar, gerçeklerin çok farklı olduğunu ortaya koydu. Bilgisayarlı tomografi (BT) taraması sonucu, beyninde büyük bir kanama olduğunu öğrendi. Doktorlar felç geçirdiğini ve durumu ciddiye almazsa daha büyük sağlık sorunlarıyla karşılaşabileceğini belirttiler.
İş hayatı, her zaman en büyük önceliği olmuştu. Başarılı bir kriz iletişimi ve halkla ilişkiler firmasında çalışırken, bir şirketin başkan yardımcısı oldu ve günün her saati işine odaklandı. Pandemi sırasında uzaktan çalışmaya başladığında tempoyu bir türlü düşüremedi, aksine daha da hızlandı. Sabahları kahve ile güne başlar, gece geç saatlere kadar çalışarak enerji alıyordu. Ancak bu hız, hayatını tehdit eden bir felçle sonuçlandı.
İşine olan bağlılık, zamanla tükenmişliğe dönüştü. Birçok kadın gibi, vücutlarının verdiği uyarıları göz ardı etti. Artan kaygı, sürekli hastalık hissi ve baş ağrıları bunların ilk işaretleriydi. Sonunda, sabah uyanınca baş ağrısı ve görme bozuklukları yaşamaya başladı. Birkaç gün boyunca bu durumu göz ardı etti, ancak nihayetinde acil servise gitmek zorunda kaldı. Tansiyonu 175/90 gibi tehlikeli bir seviyeye ulaşmıştı.
Göz doktoru, yaptığı detaylı muayene sonucunda felcin etkilerini görerek hızlı bir şekilde acil servise gitmesi gerektiğini belirtti. Birkaç testin ardından, beyin kanaması ve hipertansif kriz riski tespit edildi. Yoğun bakımda geçirdiği bir hafta, ona hayatın değerini yeniden hatırlattı. Bu deneyim, bir uyanıştı, ancak doktorların uyarılarına rağmen, alışkanlıklarını değiştirmekte zorlandı.Hastanede geçirdiği süreçten sonra, yaşam tarzını değiştirmeye karar verdi. Artık her gün yalnızca bir kahve içiyor, yoga yapıyor ve her öğleden sonra üç mil yürüyüş yaparak sağlığını koruyor. İşine odaklanmak yerine, daha fazla görev devrediyor ve çalışma saatlerini sınırlıyor. Tansiyonu normal seviyelere geldi ve gözlük takmak dışında felcin kalıcı etkileri olmadı.
Bu deneyim, hayatının dönüm noktası oldu. Kendisi, iş dünyasında daha fazlasının olduğunun farkına vardı ve işinin her şey olmadığını öğrendi. Geçtiğimiz günlerde, bir e-posta aldığında, artık iş baskısıyla değil, sağlığı ve yaşamı ön planda tutarak, mesai dışında bir süreliğine yanıtlamamayı tercih etti.
Sonuç olarak, sağlığın, ailenin ve kişisel yaşamın işin önünde gelmesi gerektiğini kabul etti. Bu, ona hayatı yeniden şekillendirme fırsatı sundu ve başarmanın, her zaman daha fazlası için bir bedel ödemek anlamına gelmediğini öğretti.

Door Haluk