Menopoz belirtileri yaşadığını düşünen kadın hayatının dönüm noktasına gelmişti. Ancak bir gün, ani bir ağrı sonucu fark etti ki, yaşadığı semptomlar çok daha ciddi bir durumu işaret ediyordu. O zamana kadar, iş yoğunluğu, yaşlanan annesine bakmak ve menopoz gibi doğal sebeplerle yorgunluk çektiğini sanmıştı. Ancak Jo’nun hikayesi, nadir ve genellikle geç teşhis edilen nöroendokrin kanserinin, hayatını nasıl değiştirdiğini gözler önüne seriyor.
Jo, 50 yaşlarının başında, sürekli yorgunluk, mide bulantısı, kabızlık ve beyin sisi gibi semptomlar yaşamaya başladı. Başta bu semptomları menopozla ilişkilendiren Jo, ailesinin ve arkadaşlarının da desteğiyle, normal bir yaşam tarzı değişikliği yapmaya karar verdi. Ancak yorgunluk devam ediyordu. Hekime başvurduğunda yapılan kan testleri normal çıkınca, semptomlarının abartıldığını düşündü.Bir süre sonra, pratisyen hekimini değiştiren Jo, kadın sağlığı ve menopoz konusunda uzmanlaşmış bir doktora gitti. Bu doktor, semptomlarının menopozla ilgili olduğuna kanaat getirerek hormon tedavisi başlattı. Ancak Jo’nun hissettiği yorgunluk ve ateş basmaları geçmek bilmedi.Yaklaşık iki yıl sonra, Jo’nun durumu, sessiz bir pazartesi günü, ani bir karın ağrısı ile değişti. Acil servise başvurduğunda yapılan taramalarda, doktorlar pankreasında büyük bir kitle keşfetti. Kısa bir süre sonra Jo’ya nöroendokrin kanseri (NET) teşhisi kondu. Bu kanser türü, vücuttaki hormon üreten nöroendokrin hücrelerden kaynaklanan ve genellikle geç teşhis edilen nadir bir hastalıktır.Jo, bu teşhisi öğrendiğinde, hayatının ne kadar aniden değiştiğini anlatıyor: “Her şeyin normal olduğunu düşündüğünüz bir anda, kendinizi dördüncü evrede, ameliyat edilemez bir kanser hastası olarak bulmak gerçeküstü bir deneyim.”Nöroendokrin kanserler, sindirim sistemi, akciğerler ve pankreas gibi organlarda gelişebilir. Ancak, semptomları genellikle daha yaygın hastalıkların belirtileriyle karışır. Bu kanser türü her yıl 6.000 yeni vakaya yol açıyor ve erken teşhis edilmediğinde hastaların büyük bir kısmı dördüncü evreye ulaşmış oluyor.Jo ve Pat Meehan gibi hastalar, doğru teşhisi alana kadar yıllarca semptomlarının farkına varamadılar. Pat, başlangıçta sürekli mide-bağırsak sorunları ve düşük demir seviyeleri nedeniyle doktora başvurmuştu. Ancak yıllarca yanlış teşhis ve tedaviyle karşılaştı. Sonunda kapsül gastroskopi sayesinde Pat’e de nöroendokrin kanseri teşhisi kondu.Cummins, erken teşhis edilirse nöroendokrin kanserlerinin metastaz yapmadan önce tedavi edilebileceğini vurguluyor. Fakat bu kanser türünün sinsi doğası, tanıyı zorlaştırıyor. NECA, bu konuda farkındalık yaratmak için çeşitli kampanyalar düzenliyor.Jo’nun ve Pat’in deneyimlerinden çıkarılacak önemli ders, sağlık sorunlarıyla ilgili olarak içgüdülere güvenmenin önemidir. Jo, “Kadınlar vücudumuzu tanırız. Bir şeyler yolunda gitmediğinde bunu hissederiz. Çözülmeyen semptomlarla karşılaşırsanız, zorlamaya devam edin. Tarama isteyin ve daha fazla test yapılmasını talep edin,” diyor.Nöroendokrin kanser gibi nadir hastalıkların erken teşhisinin hayati önemi vardır. Bu kanser türü, teşhis konulmadan önce hastaları yıllarca yanlış yönlendirebilir ve bu da tedavi seçeneklerini sınırlayabilir. Erken tanı, yaşam kalitesini arttırabilir ve daha fazla tedavi seçeneği sunabilir.