Ağustos ayında üst üste yapılan zirveler, 24 Şubat 2022’den bu yana süren Rusya-Ukrayna savaşının kalıcı bir barış anlaşmasıyla sonuçlanması umudu yaratmıştı. Ancak son dönemde yaşanan gelişmeler, barış umutlarını söndürürken savaşın yeni ve şiddetli bir evreye girdiğini gösteriyor.
Rus ordusu, son birkaç haftadır Ukrayna’nın birçok kentini hedef alan yoğun bir saldırı başlattı. Ukrayna’dan yapılan açıklamalar, 29-30 Ağustos günlerinde Zaporijya kentine yaklaşık 600 insansız hava aracıyla yapılan saldırının son dönemin en yoğun hava operasyonu olduğunu kayda geçirdi. Rusya, hafta sonu Dnipro ve Pavlovgrad kentleri de dahil olmak üzere 14 bölgeyi de hedef aldı ve karada ilerlemeye devam etme niyetinde olduğunu gösterdi. Rus ordusu geçen hafta da Kiev’e yoğun saldırılarda bulunmuş, aralarında AB Delegasyon binası da olmak üzere sivil hedefler vurulmuş ve bu Ukrayna ve Avrupa’nın tepkisine neden olmuştu. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, dün yaptığı açıklamada, Rusya’nın barış niyetinde olmadığını kaydetti ve uluslararası toplumun gecikmeden yoğun ve etkili yaptırımlarda bulunması çağrısını yaptı. AB de Rusya’ya 19. yaptırım paketi için çalıştığını duyurdu. Bundan iki hafta önce ise tablo tamamen farklıydı. ABD Başkanı Donald Trump, 15 Ağustos’ta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Alaska’da, 18 Ağustos’ta Zelesnsky ve önde gelen Avrupalı liderlerle Beyaz Saray’da iki zirve düzenlemiş ve kendisinin de katılımıyla Rusya-Ukrayna zirvesinin düzenleneceğini ilan etmişti. Üç senedir süren savaşın sona ereceğine ilişkin ümitler bu gelişmeler sonucunda artmıştı. Bugün gelinen nokta ise tarafların doğrudan görüşmeye hiç de yakın olmadığını gösteriyor. Kremlin, böyle bir görüşme planı olmadığını vurgularken, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da gerekli hazırlıklar tamamlanmadan görüşme olmayacağını kaydetti. BU NOKTAYA NASIL GELİNDİ? Bu süreçte yapılan değerlendirmelerde, ABD Başkanı Trump’ın süreci yeterince iyi analiz edemediği, Dışişleri Bakanlığı ve istihbarat uzmanlarının görüşlerine dinlemediği ve bu nedenle Putin’in oyun planını göremediği unsuru öne çıkıyor. New York Times’da çıkan bir haberde Trump yönetiminin diplomaside “kör uçuşu” yaptığı, uzmanlara hiçbir şekilde danışılmamasının olumsuz sonuçlandığı eleştirisine yer verildi. Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi olan ancak Ukrayna-Rusya savaşı dosyasını da yürüten Steve Witkoff’un Putin ile Alaska zirvesi öncesi yaptığı görüşmede Kremlin’in yaklaşımını tam olarak çözememiş olabileceği ve Washington’un tabloyu tam olarak görememiş olabileceği de Amerikan basınında sıkça yer aldı. Putin’in ABD’de yeni yönetimin işbaşına gelmesinin ardından en büyük hedefinin Ukrayna konusu dahil küresel düzeni Trump ile ikili görüşebilmek olduğu, Alaska zirvesiyle de bunu sağladığı değerlendiriliyor. Ukrayna savaşını yürütmek için zaman da kazanan Putin’in kış aylarına kadar saldırıyı sonlandırmak ya da yavaşlatmak niyetinde olmadığı da öngörülüyor. Putin’in, aynı zamanda “ateşkes” olasılığını da Trump ile görüşmesinin ardından gündemden kaldırdığı değerlendiriliyor. TARAFLAR ANLAŞMAYA UZAK Putin-Zelenski olası görüşmesine ilişkin beklentilerin taraflar arasındaki temel farklılıkların azaltılması yönünde somut bir ilerleme olmadan yükseltilmesi de sorunlar arasında. Rusya ve Ukrayna arasındaki iki temel görüş farklılığı güvenlik garantileri ve toprak konusunda. Ukrayna, savaşın sona ermesinin ardından Rusya’nın bir daha saldırmaması için etkin güvenlik garantileri istiyor. Bu kapsamda Batılı ülkelerin askerlerinden oluşacak bir barış gücünün konuşlanmasını şart koşuyor. Rusya ise güvenlik garantilerinin kendisine danışılmadan kararlaştırılamayacağını, Ukrayna’ya NATO ülkelerinden oluşan bir gücün konuşlanmasının olanaklı olmadığını kaydediyor. Henüz doğrulanmayan haberler böyle bir güç oluşturulacaksa Çin, Güney Afrika gibi Avrupalı olmayan ülkelerin tercih edileceği iddia ediliyor. ABD ve Avrupalı ülkelerin son 10 günde yaptığı görüşmelerden henüz net bir durumun ortaya çıkmamış olması da süreci geciktiren unsurlar arasında sayılıyor. Rusya-Ukrayna arasında en kritik mesele ise toprak konusunda kimin hangi tavizi vereceği. Rusya’nın işgal ettiği bazı bölgeler karşılığında Donbass’ın tamamını istediği basına yansıyan haberler arasında. Ukrayna ise toprak bütünlüğünden taviz verme niyetinde olmadığını kaydetti. Moskova, bu konularda taraflar arasında bir anlaşma olmadan Putin-Zelensky görüşmesinin gerçekleşmeyeceği mesajını net bir şekilde veriyor. TRUMP NE YAPACAK? ABD Başkanı Trump’ın bu süreçte nasıl bir tavır takınacağı ise belirsiz. Trump, son aylarda Putin’in tavrından duyduğu rahatsızlığı gizlemiyordu. Kalıcı barış anlaşması olmaması durumunda Rusya’ya yaptırım uygulama tehdidinde bulunan Trump, Rusya’dan petrol ve doğalgaz alan ülkelerin de yaptırımlara maruz kalacağını kaydediyordu. ABD Başkanı, Beyaz Saray zirvesinden sonra yaptığı açıklamalarda birkaç hafta bekleyeceğini vurgulamış ancak nasıl bir yol izleyeceğini belirtmemişti. Yardımcısı J.D. Vance ise Rusya’nın ciddi tavizlerde bulunduğunu söylemiş, tarafların savaşmaya devam etmeleri durumunda ABD’nin daha fazla müdahil olmayabileceğini kaydetmişti. Trump’ın takınacağı tavrın barışa giden yolda yaşanan gerilemeden hangi tarafı daha fazla sorumlu tutacağına göre şekilleneceği öngörülüyor.