
ABD Başkanı Donald Trump, ABD’nin uluslararası arenadaki yetkilerinin sınırına ilişkin konuştu, “Uluslararası hukuka ihtiyacım yok. Beni durdurabilecek tek şey kendi ahlakım, kendi aklım.” dedi.
ABD ordusunun Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu alıkoyup New York’ta hakim karşısına çıkarması ve Grönland’a yönelik çıkışlarıyla gündemi belirleyen ABD başkanı Donald Trump, Oval Ofis’te New York Times (NYT) gazetesine kapsamlı bir röportaj verdi.
RÖPORTAJA ARA VERDİ, PETRO’YLA KONUŞTU
İki saat boyunca dört gazetecinin sorularını yanıtlayan Trump, röportaj sürerken Kolombiya’nın solcu Devlet Başkanı Gustavo Petro’dan telefon geldi. ABD Başkanı, kendisine pusulayla bildirilen telefon görüşmesi için röportaja ara verdi. Ancak gazetecileri Oval Ofis’ten çıkarmadı, yazmamak koşuluyla konuşmayı dinletti.
Petro için “hasta adam” diyen Trump, görüşmeyi sosyal medya hesabından “Kolombiya Devlet Başkanı ile görüşmek büyük onur” ifadesiyle duyurdu. Petro’nun kendisine, uyuşturucuyla ve iki ülke arasındaki anlaşmazlıklarla ilgili durumu anlattığını söyledi. Trump, Petro ile Washington’da bir görüşme yapmak için hazırlıklar yapıldığını belirtti. Tarih vermedi ancak
“Kendisiyle görüşmeyi iple çekiyorum” dedi.
Petro ise sosyal medya hesabından fotoğraf paylaşarak “burada Başkan Trump ile konuşuyorum” yazdı.
“BENİ DURDURACAK TEK ŞEY BU”
Daha sonra ekonomiden dış politikaya birçok konuda değerlendirmeler yapan Trump, ABD’nin uluslararası hukuka uygun hareket edip etmeyeceği sorusunu yanıtlarken ülkesinin ulusal çıkarlarına vurgu yaptı.
ABD Başkanı, küresel yetkilerinin herhangi bir sınırlaması olup olmadığı sorusuna “Evet, bir şey var; kendi ahlakım, kendi aklım. Beni durdurabilecek tek şey bu. Uluslararası hukuka ihtiyacım yok.” yanıtını verdi.
“KARAR MERCİİ BENİM”
Amacının insanlara ve diğer ülkelere zarar vermek olmadığını söyleyen ABD Başkanı Trump, uluslararası hukukun nasıl tanımlandığına bağlı olarak bu ilkelere uyup uymayacaklarına karar verdiklerini savundu. Uluslararası hukuka uyup uymayacakları sorusuna “Uyarız.” cevabını veren Trump, yine de ABD’yi kısıtlayan uluslararası hukuki durumlar olduğunda “karar merciinin kendisi olacağını” açıkça ifade etti.
“VENEZUELA’DA BİR SÜRE KALABİLİRİZ”
Maduro’nun Caracas’taki evinden askeri operasyonla alınmasını savunan Trump, Venezuela’nın ABD’ye çok sayıda suçluyu ve yüklü miktarda uyuşturucu maddeyi gönderdiği iddialarını tekrarladı. Venezuela’da ne kadar “kalacakları” konusunda net bir süre belirtmekten kaçınan ABD Başkanı, bu ülkedeki nüfuzlarının “uzun yıllar” süreceğini belirterek, “Bunu sadece zaman gösterecek.” dedi.
ABD-Venezuela ilişkisi ile Çin’in Tayvan’la ilişkisinin çok farklı olduğunu savunan Trump, Venezuela için “Bu gerçek bir tehditti. Çin’e akın eden insanlar yoktu. Çin’e uyuşturucu akışı yoktu. Bizim yaşadığımız kötü şeylerin hiçbiri yoktu. Tayvan’ın hapishaneleri açılmadı ve insanlar Çin’e akın etmedi.” diye konuştu.
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Tayvan’a müdahale etmesini beklemediğini de ifade eden Donald Trump “Umarım böyle bir şey yapmaz.” dedi.
“GRÖNLAND ÖNELMİ”
“Grönland’ı ele geçirmenin mi yoksa NATO’yu bir arada tutmanın mı daha öncelikli olduğu” sorusuna ise doğrudan cevap vermekten kaçınan ABD Başkanı Trump, bu ikisi arasında bir seçim yapacağını söylemekle yetindi, “Grönland’a sahip olmak çok önemli.” dedi.
“BEN OLMASAM RUSYA, UKRAYNA’YA SAHİP OLURDU”
Rusya-Ukrayna Savaşı’nı da yorumlayan Trump, Avrupa’nın güvenliğine ve NATO’ya bağlı olduğunu belirtti: “Ben Avrupa’nın güvenliğine bağlıyım. Bu konuda iyi iş çıkardım. Ben olmasaydım Rusya, şu anda Ukrayna’nın tamamına sahip olurdu.”