İran'da 16. güne nasıl gelindi, ABD müdahale edecek mi, son durum ne?

İran’da protestolar iki haftayı aşkın süredir devam ediyor. Peki bu protestolar nasıl başlamıştı? Tahran’ın tepkileri neler? ABD müdahale edecek mi? İşte cevaplar.

İran’da rejim karşıtı protestolar 16. gününe giriyor. 2025’in Aralık ayının sonuna doğru İran para biriminin aşırı değer kaybı ve ekonomik problemler nedeniyle patlak veren olaylar neredeyse tüm ülkeye yayıldı. 500’ü aşkın göstericinin öldüğü öne sürülürken İran’da 16. güne nasıl gelindi, şimdi durum ne?

 

HER ŞEY NASIL BAŞLADI?

 

İran Riyali’nin döviz kuru karşısındaki çöküşü, hali hazırda uzun süredir ambargo altındaki ülkede ekonomik sorunları derinleştirdi. Piyasalarda belirsizlik ve durgunluk ekonomik yönden zor günler geçiren Tahran esnafının protestolarına neden oldu.

Bazı kentlerde esnaf kepenk kapatırken, esnafın da yer aldığı sokak gösterileri rejim karşıtı protestolara dönüştü. Birçok şehirde binlerce kişi sokaklara döküldü.

 

Güvenlik güçleri protestoların ilk günlerde gösterilere müdahale etmezken, eylemlerin artması üzerine göz yaşartıcı gaz ve saçma atan tüfeklerle sokaklara indi. Göstericilerle polis arasında çatışmalar yaşandı.

TAHRAN’IN TEPKİSİ NE OLDU?

İran dini lideri Ali Hamaney, protestoların 28 Aralık’ta başlamasından sonraki ilk tepkisini 3 Ocak’ta verdi. Ülkede protestolara yol açan ekonomik taleplerin meşru olduğunu belirten Hamaney, ancak ülkeyi güvensiz hale getirmek isteyen gruplara karşı daha sert tedbirler alınması gerektiğini söyledi.

 

Dövizdeki yükselişin “düşmanın işi” olduğunu öne süren İran dini lideri, düşmanlarının halkın ekonomik sorunlarından çıkar elde etmeye çalıştığını belirtti.

 

Hamaney, “Protesto edenle konuşuruz fakat kaos çıkaranla konuşmanın bir anlamı yok. Kaosçulara hadleri bildirilmelidir.” diye konuştu.

 

İran lideri Hamaney, ABD Başkanı Donald Trump’ı gösterileri körüklemekle suçladığı bir diğer konuşmasında ise “yabancı güçler tarafından desteklenen ajanlara müsamaha göstermeyeceğini” belirterek, göstericilere sert müdahale edileceğine işaret etti. Hamaney, “Herkes bilmelidir ki İslam Cumhuriyeti yüz binlerce şerefli insanın kanıyla iktidara geldi, sabotajcıların karşısında geri adım atmayacaktır.” ifadelerini kullandı.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise daha ılımlı bir tonla protestoları ele aldı. Ülkede ekonominin kötüye gidişatından ABD’nin değil kendilerinin sorumlu olduğunu söyledi. Pezeşkiyan, “İnsanlar memnun değilse, bu bizim hatamızdır. Suçu ABD veya başkalarında aramayın. Sorumluluk bizdedir.” dedi. 

 

İran Cumhurbaşkanı ayrıca “İçişleri Bakanı’na, protestocuların temsilcileriyle diyalog yoluyla görüşmesini ve onların haklı taleplerini dinlemesi talimatını verdim. Hükümet, sorunların giderilmesi için harekete geçecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

 

Olayların şiddetinin arttığı bu günlerde, 11 Ocak’taki konuşmasında Pezeşkiyan, göstericilerin itirazlarını görmezden gelmediklerini, sorunları çözmek için çaba gösterdiklerini söyledi. Pezeşkiyan, “Bizim görevimiz halkın sorunlarını çözmek ve endişelerini gidermektir. Aynı zamanda kargaşa çıkaranların ülkeyi altüst etmesine izin vermemektir.” diye konuştu.

DÜNYADA TEPKİLER NE OLDU?

ABD Başkanı Donald Trump, İran’daki protestolara ilişkin sosyal medya hesabından 2 Ocak’ta, “Eğer İran, her zaman yaptığı gibi barışçıl göstericileri vurur ve öldürürse, ABD onların yardımına koşacaktır.” paylaşımını yaptı.

 

Trump benzer bir açıklamayı 4 Ocak’ta yineleyerek “Eğer protestocuları öldürürlerse, İran, ABD tarafından sert bir darbe yiyecektir. Biz İran’daki gelişmeleri izliyor ve yakından takip ediyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

 

Tahran’a karşı tehditlerine devam eden Trump, 10 Ocak’ta, “İran, belki de daha önce hiç olmadığı kadar özgürlüğe bakıyor. Bu konuda yardım etmeye hazırız.” ifadelerini kullandı.

 

ABD Başkanı Trump, son yaptığı açıklamada İran’ın bir gün önce ABD ile iletişime geçtiğini belirterek, “Onlarla görüşebiliriz. Bir görüşme ayarlanıyor. Ancak yaşananlar (ülkedeki gösteriler) nedeniyle görüşmeden önce harekete geçmemiz gerekebilir.” dedi.

 

Trump ayrıca, İran halkının internet bağlantısına sahip olmadığı ve dünyayla iletişimin koptuğunun hatırlatılması üzerine, Elon Musk ile konuşup Starlink aracılığıyla ülkedeki interneti tekrar aktif hale getirebileceklerini söyledi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise 11 Ocak’ta kabine toplantısının açılışında, İran’da yaşanan olaylara ilişkin konuştu.

 

İsrail’in İran’da yaşananları yakından takip ettiğini dile getiren Netanyahu, “İsrail, onların özgürlük mücadelesini destekliyor ve masum sivillerin toplu katliamını şiddetle kınıyor.” dedi.

 

“Pers ulusunun yakında zulümden kurtulacağını” savunan Netanyahu, o gün geldiğinde İsrail ve İran’ın yeniden sadık ortaklar olacağını öne sürdü.

28 ARALIK’TAN BU YANA GÖSTERİLERDE NE OLDU?

İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), 11 Ocak’ta yayımladığı raporda, 37’si emniyet görevlisi ve biri savcı, 8’i çocuk olmak üzere 544 kişinin hayatını kaybettiğini, 10 bin 681 kişinin de gözaltına alındığını paylaştı.

 

Tesnim Haber Ajansı, gösterilerde hayatını kaybeden emniyet görevlisi sayısının 111’e ulaştığını duyururken, göstericilere ilişkin resmi açıklama yapılmadı.

 

Protestoların şiddetlenmesiyle internetin kesildiği İran’da telefon şebekesi de sağlıklı çalışmıyor. İran’daki resmi haber sitelerine de sağlıklı şekilde ulaşılamıyor.

 

Tahran Belediye Başkanı Ali Rıza Zakani, 8 Ocak’ta, protestocuların kamu ve özel mülklere geniş çaplı zarar verdiğini açıkladı.

 

Tahran’da göstericiler arasındaki bazı grupların otobüs, itfaiye aracı ve 42 araç, 24 ev, 25 cami ve 2 hastane ile 26 bankanın da aralarında olduğu kamu binalarını tahrip ettiğini aktaran Zakani, “yabancı düşmanların” Tahranlı çocuk ve gençleri kamu mallarına zarar verebilmek için kullandığını söyledi.

ABD’NİN İRAN’A SALDIRI İHTİMALİ NE?

Amerikan medyası, Trump yönetiminin İran’a müdahale senaryolarını netleştirdiğini ve 13 Ocak’ta Trump’a bu konudaki olası planlara ilişkin brifing verileceğini duyurdu.

 

Buna göre masada 3 kritik seçenek var.

 

Birinci seçenek; İran’ın askeri ve sivil altyapısına yönelik “gizli siber silahların” devreye sokulması.

 

İkincisi; Starlink Operasyonu. Sadece uyduyu açmak değil, Starlink terminallerinin fiziki olarak İran içine sokulması. Bu, ABD’nin İran’ın “dijital egemenliğini” fiilen ihlal etmesi anlamına geliyor.

 

Üçüncü seçenek ise; Askeri hedeflere hava saldırısı masada dururken Axios’a konuşan yetkililer, şimdilik ağırlığın “kinetik olmayan” (siber/ekonomik) seçeneklerde olduğunu belirtiyor.

CNN ve New York Times’a göre ise ⁠Pentagon’un İran’a saldırı planlarında bazı çekinceleri var.

 

ABD’li bazı yetkililer, askeri saldırının İran halkını “bayrak etrafında birleştirebileceğinden” ve protestoları zayıflatabileceğinden endişe ediyor.

 

Üst düzey bir askeri yetkili, olası bir İran misillemesine karşı bölgedeki ABD savunmasını tahkim etmek için komutanların “daha fazla zamana” ihtiyacı olduğunu dile getirdi.

 

İran yönetimi, ülkeye askeri saldırı durumunda bölgedeki ABD üsleri ve gemilerinin meşru hedef olacağını duyurmuştu.

Door Haluk