.jpg?width=930&format=webp)
Bilim insanlarına göre 2026 yılında yakından izlenmesi gereken virüslerin başında eski tehditler geliyor.
TANIDIK VİRÜSLER TEKRAR SALDIRIYOR
University of Virginia tarafından yürütülen bir araştırmaya göre, 2026 yılında dikkat edilmesi gereken virüslerin çoğu aslında eski tanıdıklar.
Virüsler sürekli evrim geçirirken, küresel ısınma ve artan nüfus insanları daha önce temas etmedikleri virüslerle karşı karşıya getiriyor.
Artan uluslararası hareketlilik ise bu patojenlerin kısa sürede kıtalar arasında yayılmasını kolaylaştırıyor.
Enfeksiyon hastalıkları uzmanları 2026’da, beklenmedik bölgelerde ya da beklenenden daha fazla sayıda vakaya yol açabilecek bazı virüsleri açıkladı.
INFLUENZA A: YENİ BİR PANDEMİ Mİ GELİYOR?
Influenza A virüsü, her yıl tekrarlayan ve kalıcı bir tehdit. Çok sayıda hayvan türünü enfekte edebilen bu virüs, hızlı mutasyon geçirme yeteneğine sahip.
En son küresel grip pandemisi, 2009 yılında ortaya çıkan H1N1 alt tipi nedeniyle yaşandı. İlk yılında dünya genelinde 280 binden fazla insanın ölümüne yol açan virüs, bugün hala dolaşımda.
H1N1, Meksika’da domuzlardan insanlara geçtiği için uzun süre “domuz gribi” olarak anılmıştı.
Son dönemde bilim insanlarının odağında ise yüksek derecede patojenik kuş gribi alt tipi H5N1 bulunuyor. İlk kez 1997’de Çin’de insanlarda tespit edilen bu virüs, yabani kuşlar aracılığıyla dünyaya yayıldı. Virüsün kuşlardan memelilere geçmesi, insanlara uyum sağlayabileceği yönündeki endişeleri artırdı.
YENİ PANDEMİ İÇİN KRİTİK EŞİK
2026’da bilim insanları, H5N1’in insandan insana bulaşabilecek düzeyde değişip değişmediğini yakından takip edecek. Bu aşama, yeni bir grip pandemisinin başlaması için kritik kabul ediliyor.
Mevcut grip aşılarının H5N1’e karşı etkili olmadığı düşünülse de, bu virüse yönelik yeni aşılar üzerinde çalışmalar sürüyor.
MPOX: KÜRESEL YAYILIM SÜRÜYOR, TABLO AĞIRLAŞABİLİR
Eskiden “maymun çiçeği” olarak bilinen mpox virüsü, ilk kez 1950’lerde tanımlandı. Uzun yıllar boyunca ağırlıklı olarak Sahra Altı Afrika’da, sınırlı sayıda vaka ile görüldü.
Adının aksine virüs esas olarak kemirgenleri enfekte ediyor ve zaman zaman insanlara bulaşıyor. Çiçek hastalığıyla yakın akraba olan mpox, haftalar sürebilen ateş ve ağrılı döküntülere yol açıyor. Daha ağır seyreden klad I ve görece hafif klad II olmak üzere farklı türleri bulunuyor.
Mpox’a karşı bir aşı mevcut ancak etkili bir tedavi bulunmuyor.
Vaka sayıları düşmüş olsa da virüs artık dünya genelinde yerleşik hale gelmiş durumda. Orta Afrika’daki bazı ülkelerde ise 2024’ten bu yana daha ağır seyreden klad I vakalarında artış bildiriliyor.
Ağustos 2025’ten bu yana ABD’de, Afrika’ya seyahat etmemiş kişilerde de dahil olmak üzere dört klad I vakası tespit edildi. Mpox salgınlarının 2026’da nasıl bir seyir izleyeceği belirsizliğini koruyor.
OROPOUCHE VİRÜSÜ: BÖCEKLERLE TAŞINIYOR, RİSK ARTIYOR
Oropouche virüsü ilk kez 1950’lerde, Güney Amerika açıklarındaki Trinidad Adası’nda tanımlandı. Sivrisinekler ve “no-see-um” olarak bilinen küçük ısırıcı tatarcıklar tarafından taşınıyor.
Enfekte olan kişilerde genellikle ateş, baş ağrısı ve kas ağrıları görülüyor. Hastalık çoğu zaman birkaç gün sürse de, bazı hastalarda haftalarca devam eden halsizlik ortaya çıkabiliyor. Ayrıca iyileşme sonrası hastalığın yeniden nüksettiği vakalar da bildiriliyor.
Virüse karşı ne aşı ne de spesifik bir tedavi bulunuyor. Uzun yıllar yalnızca Amazon bölgesiyle sınırlı olduğu düşünülen Oropouche, 2000’li yıllardan itibaren Güney Amerika’nın daha geniş alanlarında, Orta Amerika ve Karayipler’de görülmeye başlandı.
2026’da Oropouche salgınlarının özellikle Amerika kıtasında seyahat edenleri etkilemeye devam etmesi bekleniyor. Virüsü taşıyan tatarcık türü, ABD’nin güneydoğusu dahil Kuzey ve Güney Amerika’nın büyük bölümünde bulunuyor. Bu durum, virüsün yayılım alanının genişleyebileceğine işaret ediyor.
DİĞER OLASI TEHDİTLER
Uzmanlara göre 2026’da risk oluşturan virüsler bunlarla sınırlı değil.
• Chikungunya salgınları küresel ölçekte sürüyor; seyahat edenlerin aşıyı değerlendirmesi öneriliyor.
• Kızamık vakaları, düşen aşılama oranları nedeniyle ABD’de ve dünyada artış gösteriyor.
• Ayrıca, insan faaliyetlerinin ekosistemleri bozması ve küresel hareketlilik, henüz keşfedilmemiş yeni virüslerin ortaya çıkma riskini de beraberinde getiriyor.
Uzmanlar, insan, hayvan ve çevrenin birbirine bağımlı olduğuna dikkat çekerek, bilinen ve yeni ortaya çıkan viral tehditlere karşı küresel ölçekte tetikte olunması gerektiğini vurguluyor. Yeni aşı ve tedavilerin geliştirilmesi ise 2026 ve sonrasında olası salgınlara karşı en önemli güvence olarak görülüyor.