.jpg?width=930&format=webp)
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Edirne’de tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş’a ilişkin mesaj verdi. Bahçeli, “Öcalan umuda, Demirtaş yuvasına dönene kadar kararımız net.” dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Edirne’de tutuklu bulunan HDP’nin eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’a ilişkin yeni bir mesaj verdi.
Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli, konuşmasının sonunda Demirtaş’ın durumuna değindi.
MHP lideri, “Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir. ifadesini kullandı.
ERKEN SEÇİM ÇAĞRISINA TEPKİ
Bahçeli, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in erken seçim çağrısına ise tepki gösterdi.
MHP Genel Başkanı, seçim tarihinin belli olduğunu belirterek, “Erken seçim diye bir şey asla gündeme alınmayacaktır.” dedi.
Bahçeli, “CHP Genel Başkanı merak etmesin, seçim günü geldiğinde Türk milleti yüksek iradesiyle inkarcı, rüşvetçi, kumarcı, komisyoncu, organize yolsuzluk çetesine Türkiye’nin kaç bucak olduğunu gösterecek.” diye konuştu.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE MESAJLARI
Bahçeli konuşmasında terörsüz Türkiye sürecine ilişkin mesajlar da verdi.
“Eski kafayla yeni yüzyılın fırsat ve risklerini okumak, bununla bağlantılı siyasi/stratejik düşünceye malik olmak eşyanın tabiatına aykırıdır.” diyen Devlet Bahçeli terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerini Türk milletinin kaderine sahip çıkma hamlesi olarak niteledi.
Bahçeli, “Demokrasimizi el birliği ve iş birliği ile geliştirmenin makul yollarını bulup hayata geçirmek hem zorunlu hem de önemlidir.” ifadesini kullandı.
BAHÇELİ’DEN DEMİRTAŞ MESAJI
Devlet Bahçeli, konuşmasının sonunda Edirne’de tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş’a ilişkin de bir mesaj verdi.
MHP lideri, “Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir.” diye konuştu.
Bahçeli’nin açıklamalarından satır başları şöyle:
“- MHP ve Cumhur İttifakı, bütün Türkiye’nin, Türk milletinin hatta ve hatta Türk ve İslam dünyasının siyaset kutbudur. Buna ilave olarak diyeceğim şudur; üç hilal yarınların da partisi, geçmişle geleceği birbirine bağlayan fikir köprüsüdür.
“TÜRKİYE TARİHİ BİR EŞİKTEN GEÇİYOR”
– Türkiyemizin geçtiği tarihi eşik, hepimize ihmal edilemez sorumluluklar yüklemektedir. Eğer taşımasını bildikten sonra insanda iki tür şuur hali vardır; birisi adalet, diğeri tarih şuurudur. Huzursuz ve istikrarsız bir dünyada hiç kimse güvende değildir. Bize bir şey olmaz mağrurluğu, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın masalı alıcısı olmayan küflü mal gibidir.
– Eski kafayla yeni yüzyılın fırsat ve risklerini okumak, bununla bağlantılı siyasi düşünceye malik olmak eşyanın tabiatına aykırıdır. Dijitalleşmenin çıta yükselttiği bir zaman tünelinde insan iki durumla eş anlı karşı karşıyadır. Birisi kalabalıklar içindeki yalnızlığı, diğeri de yalnızlığın tam ortasındaki uğultulu kalabalıklardır.
– Terörsüz Türkiye hedefi Türk milletinin kaderine sahip çıkma hamlesidir. Kimler bu hedeflere dudak büküyorsa, kukladır, korkaktır. Demokrasimizi el birliği ve iş birliği ile geliştirmenin makul yollarını bulup hayata geçirmek hem zorunlu hem de önemlidir.
“YASAL DÜZENLEMELERİ İYİLEŞTİRMEK TBMM’NİN TEMEL VARLIK SEBEBİDİR”
– Türk milletinin hangi kökenden olursa olsun bütün mensuplarının bir arada yaşamasını temin etmek demokratik rejimin asli görevidir. Bu sürecin önünde engel oluşturan kurumsal ve yasal düzenlemeleri iyileştirmek de TBMM’nin temel varlık sebeplerinden birisidir.
– Dayanışma kültürünün önemini kabul etmeyenlerin farklılık ve çatışma noktalarının kurumsallaşmasına sürekli vurgu yapması demokrasiye değil, anarşiye çanak tutmaktır.
“İLERİ DEMOKRATİK YAPILARI İHYA ETMEK BİZE DÜŞÜYOR”
– Demokratikleşme projeleri böyle bir duyarlılıkla ele alındığı sürece anlamlı ve kalıcı olacaktır. Bu sağlam temeller üzerine daha güçlü ileri demokratik yapıları ihya etmek de bizlere düşmektedir. Yapay çatışma alanları oluşturmak, oyun bozanlık yapmak, olmayan güven krizinden bahsetmek sorumsuzluk örneğidir.
– Terörsüz Türkiye ile bölge hedefleri bir yanda demokrasi namusunu savunmak diğer yanda insan hakları ve özgürlüklerinin açılan bayrağı altında toplanmaktır.
“KÜRT KARDEŞLERİMİZ İLE YPG’Yİ YAN YANA GETİRMEK GAFİLLİKTİR”
– Suriye’deki malum olayları Türkiye’ye taşıyıp Kürt kardeşlerimizi provoke etmeye çalışmanın iyi niyetle bağdaşır bir tarafı yoktur. Kürt kardeşlerimiz ile terör örgütü YPG’yi yan yana getirmek gafilliktir. Suriye’de yeni bir yapı oluşmuştur. Bu durum devletin egemenlik hakları ile toprak bütünlüğü ile ilişkilidir.
“KURUCU ÖNDERLİĞİN ÇAĞRISI SURİYE’DE KARŞILIK BULDU”
– 30 Ocak 2026 tarihinde, Şam yönetimi ile SDG/YPG arasında, 10 Mart Mutabakatı ile 18 Ocak Mutabakatı temelinde kapsamlı bir ateşkes ile askeri ve idari yapıların Suriye Cumhuriyeti’ne aşamalı entegrasyonu hususunda anlaşmaya varmışlardır. Bu gelişme Suriye’nin egemenliğinin güçlendirilmesi ve uzun vadeli istikrarın sağlanması açısından belirleyici ve memnuniyet verici bir kavşak noktasıdır.
– Devlet otoritesi sağlanmıştır. SDG/YPG’li teröristler bulundukları mevcut hatlardan çekilecek, hükümete bağlı birlikler Haseke ve Kamışlı merkezlerine konuşlanacaktır. SDG/YPG’ye bağlı üç tugaydan oluşan bir tümen kurulacak, Ayn el Arab’taki silahlı unsurlar ise Halep’e bağlı birer tugay olarak yapılandırılacaktır.
– Askeri ve güvenlik entegrasyonunun tugaylar içinde bireysel bazda gerçekleştirileceği anlaşılmaktadır.
Yapılan anlaşmanın uygulama süreci dün başlamıştır. Suriye’de devlet içinde devletin olmayacağı, paralel bir ordunun hayalden ibaret kalacağı netleşmiştir. Artık komşu ülkemiz Suriye’nin haritası tek bir renge bürünmüş, Siyonist-emperyalizme kiralık tetikçilik yapanlar işgal ettikleri alanlardan çıkarılmıştır.
– 27 Şubat 2025 tarihinde PKK’nın kurucu önderliği tarafından yapılan çağrı, 337 gün sonra Suriye’de karşılık bulmuş ve çok önemli bir etap böylelikle geçilmiştir. Elimizi vicdanımıza koyup düşünelim; PKK’nın kurucu önderliği verdiği tüm sözlerin ardında durdu mu? Durdu. Bölücü terör örgütünün lağvedilmesini sağladı mı? Sağladı. 27 Şubat çağrısı PKK ile birlikte örgütün tüm bileşenleri için bağlayıcı oldu mu? Oldu. Madem maksat hasıl oldu, o halde bize düşen de PKK’nın kurucu önderliğine, DEM Parti’den tüm örgüt uzantılarına kadar saygı gösterilmesini istemek ve beklemektir. Araplar, Kürtler, Türkmenler… Diğer halkların kardeşlik içinde yaşaması için tarihi bir fırsat kapısı aralanmıştır.
“DÖNEN DÖNSÜN BEN DÖNMEZEM YOLUMDAN”
– Türkiye’de olduğu gibi Suriye’de provokasyonların yaşanması mümkündür. Azami derece sabırlı, tedbirli olmak herkesin ortak çıkarınadır. Nusaybin’de bayrağımızı indiren alçaklar, Diyarbakır’da ve Tarsus’ta sahaya çıkan provokatörler, milli birliğimizi yaralamaya çalışan siyasi odaklar ne yaparlarsa yapsınlar; Pir Sultan Abdal’ın sözleriyle alayına sesleniyorum: “Koyun beni hak aşkına yanayım. Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan.”
ÖZGÜR ÖZEL’E TEPKİ
– CHP Genel Başkanı’nın Suriye devletinin terörle mücadelesini endişe verici bulması, Sayın Ahmet eş Şara’nın Suriye’nin tamamını temsil etmediğini dile getirmesi hüsran verici bir hezeyandır.
– Esad’ı kalbinde taşıyan, aklını ve gönlünü de YPG’ye kaptıran bu zatın ne sözü söz, ne de siyaseti mert ve millidir. ‘HTŞ’ye kravat takmakla olmaz’ demiş. Anlayacağınız halt etmiş, gene çuvallamış. Sen de YPG’nin kravatını takabilirsin, Mazlum Abdi’yle el ele verebilirsin, dağ taş gezerek fesat/nifak üretimi yapabilirsin.
– Sayın Özel, zırvayı bırak sadede gel. Gürültü patırtı çıkarmanın siyaset olmadığını, laf ola beri gele türünden konuşmaların seni komik durumlara düşürdüğünü anla ve kabullen.
“ERKEN SEÇİM GÜNDEME ALINMAYACAK”
– CHP Genel Başkanı’nın erken seçim ezberine takılması ve şahsıma beyhude çağrılar yapması tam bir siyasi ahmaklıktır. Seçimin ne zaman yapılacağı bellidir. Erken seçim diye bir şey asla gündemde yer almayacaktır.
– CHP Genel Başkanı, seçim kapısını arala diye mırıldansa da, bizim Cumhur İttifakı olarak aralayacağımız kapı Türk ve Türkiye Yüzyılının cümle kapısıdır. Başka kapılara yüz sürmek, başka kapılardan medet ummak CHP’nin beklentisi ve dileği olsa da, Milliyetçi Hareket Partisi ile Cumhur İttifakı’nın böyle ucuz ve bayat gündemlerin peşinden savrulması, o kapı bu kapı gezip dolaşması siyasi akıl ve mantık dışıdır.
– CHP Genel Başkanı merak etmesin, seçim günü gelip çattığında Türk milleti yüksek iradesiyle istismarcı, inkarcı, rüşvetçi, kumarcı, komisyoncu, vurguncu organize yolsuzluk çetesine Türkiye’nin kaç bucak olduğunu muhakkak gösterecektir.
“ABD’NİN İRAN’I VURMASI VANDALLIK OLUR”
– Venezuela’dan sonra İsrail’in tahrikleriyle ABD’nin İran’a karşı gündeme aldığı askeri operasyon ihtimali sadece bölgemiz için değil, dünyanın tamamını yakıcı şekilde etkileyecek bir tehlikedir. Venezuela’dan sonra sırayı İran’ın alması felaketlere açık davet çıkarmaktan başka bir anlama gelmeyecektir. ABD’nin İran’ı vurması kabul edilemez bir vandallık olacaktır.
– ABD ile İran arasında diploması öne çıkmalıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın çabası saygındır. İran’ın huzur ve güvenliği bölgesel istikrarın kilit taşıdır. Bu taşı yerinden oynatmak altından kalkılması kolay olmayan sorunları gün yüzüne çıkartacaktır. Bölgemiz yeni bir savaşı kaldıramaz.
“EPSTEIN DOSYASININ ZAMANI MANİDAR”
– Epstein belgeleri ne hikmetse ABD’nin Suriye’de SDG ve YPG’ye sırt döndüğü, İran’a yönelik saldırı planlarının ortaya çıktığı bir zamana tesadüf etmiştir. Kan donduran iğrençliklerin yaşanması insanım diyen herkesin midesini bulandırmaktadır. Yayınlanan belgelerin zamanlama olarak manidar bir dönemde deşifre edilmesi akılları karıştıran soru işaretleriyle doludur. Biz temiz siyaseti ve temiz toplumu yalnızca Türkiye için değil, tüm dünya için istiyoruz.
– Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir.”