Genç kadınlarda otizm vakaları neden arttı?

Son yıllarda genç kadınlar arasında artışa geçen otizm vakaları, hastalığın daha çok erkeklerde ve çocuklarda görüldüğüne dair algıları yıktı. Good Health dergisinde yayımlanan yakın zamanlı bir analiz, kadınların otizm tanısıyla yüzleşmeden önce büyük içsel çatışmalar yaşadıklarını ortaya koydu.

“Dışarıda kalan kız” ve ”Normalmiş gibi davranmak” gibi ifadeler, otizmli kadınların teşhis konulmadan önceki hayatlarına dair güçlü kişisel tanımlamalarının sadece birkaçı. Bu tanımlar, nörolojik ve gelişimsel bozukluk yaşayan kadınların derin sosyal huzursuzluklarını ve görünür semptomlarını gizleme çabalarını da gözler önüne seriyor.
Çocukluk döneminden itibaren topluma dahil olmak için bir kimlik bulma mücadelesiyle karşı karşıya kalan otizmli kadınlar, benliklerini gizlemek amacıyla farklı maskeler takmaya veya kamufle olmaya çalışıyorlar. Bu maskelenme çabası, otizm hikayesinde sıklıkla göz ardı edilen bir özellik olarak öne çıkıyor.
Good Health dergisinde yayımlanan bir özel serinin ilk bölümünde, otizmin sadece erkek çocuklarına özgü bir durum olduğuna dair yaygın bir inanış olduğu öne sürülmüştü. Erkek çocuklarının kızlara oranla dört kat daha fazla otistik tanısı aldığına dair istatistikler, bu yanlış anlayışı pekiştirdi.
Bilişsel nörogörüntüleme profesörü Gina Rippon, yaptığı çalışmalarda otizmli kadınların aidiyet duygusu arayışlarını ve toplumun onlara biçtiği kimliklerle mücadele verdiklerini ifade etti.
Uzman isim, otizmli kadınların teşhis konduktan sonra büyük bir rahatlama yaşadıklarını ve hayatlarının anlamını bulmuş gibi hissettiklerini anlattı.
Otizmin belirgin özelliği, toplumsal beklentilere uymadığınızı fark ettiğinizde belirsizlik yaşamanızdır. Bu belirsizlik, cinsiyet kimliği gibi diğer öz kimlik sorularını da kapsayabilir.
The Independent’te yer alan habere göre, bazı araştırmalar daha yaşlı ebeveynlere (özellikle daha yaşlı babalara) sahip bebeklerin otizm riskinin daha yüksek olduğunu gösteriyor. Otizm olasılığında, erken doğum ve düşük doğum ağırlığının etkili olduğunu belirten çalışmalar da mevcut. Ancak otizm alanındaki çalışmalarıyla dikkat çeken Dr. Juergen Hahn, bu konuda net bir kanıya varılmasının güç olduğunu ve daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

Door Haluk