Araştırmalar, mide bulandırıcı görüntülere -bozulmuş yemek, hayvan cesedi veya kirli tuvalet gibi- verilen tepkilerin, bir kişinin siyasi görüşünü yüzde 95-98 oranında doğrulukla tahmin edebildiğini gösteriyor.
Vanderbilt Üniversitesi liderliğinde yapılan araştırmada, katılımcılara son derece tiksindirici nesnelerin yer aldığı görüntüler izletildi.Sonuçlar çarpıcıydı: Muhafazakâr katılımcıların, özellikle anterior insula gibi duygusal yargılamayla ilgili beyin bölgelerinde, tiksindirici görüntülere karşı çok daha güçlü tepkiler verdiği gözlemlendi. Bu durum, siyasi düşünce farklarının yalnızca öğrenilmiş tercihler değil, aynı zamanda beynin tehdit ve rahatsız edici uyaranları nasıl işlediğiyle de ilgili olduğunu gösteriyor.
Ancak mesele sadece kimin ne kadar tiksinti duyduğu değil. Esas fark, bu duygusal tepkinin ardından ne yapıldığında ortaya çıkıyor.Stanford Üniversitesi’nden psikolog Matthew Feinberg ve ekibinin araştırmalarına göre; liberaller, olumsuz duygu durumlarını daha iyi yönetebiliyor.Buna karşın muhafazakârlar, ilk duygusal tepkilerine daha fazla güveniyorlar. Bir durum onlara yanlış veya iğrenç geliyorsa, bu hissi ahlaki bir sinyal olarak kabul etme eğilimindeler.Peki iğrenme duyarlılığı, siyasi eğilimi neden bu kadar güçlü şekilde etkiliyor? Cevap, iğrenmenin evrimsel geçmişinde saklı.
Psychology Today’de yer alan habere göre; tiksinti hissi, ilk olarak atalarımızı bozulmuş gıdalardan, hasta insanlardan ve enfeksiyon kaynaklarından uzak tutmak için evrilmiş bir davranışsal bağışıklık sistemi işlevi görüyordu. Ancak zamanla bu sistem genişledi. Sadece fiziksel değil, ahlaki sapmaları da tiksintiyle ilişkilendirmeye başladık. Yani artık yalnızca pis kokulardan değil, toplum normlarına aykırı davranışlardan da tiksiniyoruz.Araştırmalar, fiziksel tiksintiye daha duyarlı bireylerin, ahlaki ihlallere karşı da daha hassas olduğunu gösteriyor.Bu bağlamda, muhafazakâr siyasi görüşlerin genellikle geleneksel değerlerin korunması, sosyal sınırların sürdürülmesi ve hızlı değişime karşı temkinli yaklaşımı savunması tesadüf değil. Bu tutumlar, evrimsel olarak grup bütünlüğünü koruma içgüdüsüyle şekillenmiş olabilir.