TikTok’un yıllık faturası: Karbon ayak izi Yunanistan’ı geçti!

TikTok'un yıllık faturası: Karbon ayak izi Yunanistan'ı geçti!

Yeni bir araştırmaya göre, TikTok’un yıllık karbon ayak izi Yunanistan’ınkinden daha büyük olabilir. Platformun genel karbon ayak izinin muhtemelen 50 milyon metrik ton civarında olduğu tahmin ediliyor. Yunanistan’ın 2023 yılı karbon emisyonu 51,67 milyon metrik ton idi.

Yeni bir analize göre, TikTok’un yıllık karbon ayak izi muhtemelen Yunanistan’ınkinden daha büyük. Ortalama bir kullanıcı her yıl benzinle çalışan bir arabayla 123 mil fazladan yol kat etmeye eşdeğer sera gazı üretiyor. TikTok’un 2023 emisyonları ABD, İngiltere ve Fransa’da yaklaşık 7,6 milyon metrik ton karbondioksit oldu. Bu rakam, aynı bölgedeki Twitter/X ve Snapchat ile ilişkilendirilen emisyonlardan daha yüksek. TikTok’un dünya çapında 1 milyar kullanıcısı var. Instagram’ın kullanıcı sayısının neredeyse iki katı olmasına rağmen, TikTok’un karbon ayak izi Instagram’dan yüksek.

BAĞIMLILIK YAPAN ETKİSİ Bunun arkasındaki sebep TikTok platformunun benzersiz bağımlılık yapıcılığında yatıyor.

Ortalama bir Instagram kullanıcısı günde uygulamada 30,6 dakika geçiriyor. Bu arada ortalama bir TikTok kullanıcısı 45,5 dakika kaydırarak geçiriyor.

YUNANİSTAN’I GERİDE BIRAKTI ABD, İngiltere ve Fransa’nın TikTok’un küresel kullanıcı tabanının yaklaşık yüzde 15’ini oluşturduğu düşünüldüğünde, platformun genel karbon ayak izinin muhtemelen 50 milyon metrik ton civarında olduğu tahmin ediliyor. Yunanistan’ın 2023 yılı karbon emisyonu 51,67 milyon metrik ton idi. TikTok kullanıcıları, YouTube’dan hemen sonra sosyal medyada dakika başına en yüksek ikinci emisyona sahip.

Icardi’nin Wanda Nara isyanı: Onu çamurdan çıkardım şimdi tekrar çamurun içinde!

Icardi'nin Wanda Nara isyanı: Onu çamurdan çıkardım şimdi tekrar çamurun içinde!

Bir taraftan sakatlığı nedeniyle tedavisine devam eden diğer taraftan boşanma süreciyle ilgilenen Mauro Icardi, Arjantin basınına konuştu. Icardi, “Onu çamurdan çıkarıp elit seviyeye yükselttim ve şimdi tekrar çamurun içinde. Özüne geri döndü.” ifadelerini kullandı.

Galatasaray’ın yıldızı Mauro Icardi, ülkesinde tedavi sürecine devam ediyor. Wanda Nara ile boşanma aşamasında olan Icardi, ilişkisi hakkında Arjantin basınına konuştu.
Icardi, Wanda Nara hakkında; “Onu çamurdan çıkarıp elit seviyeye yükselttim ve şimdi tekrar çamurun içinde. Özüne geri döndü.” dedi.
Geçtiğimiz günlerde 38. yaşını kutlayan ve sabaha kadar partileyen Nara, L-Gante olan ilişkisi hakkında şu ifadeleri kullanmıştı: “Tüm aileme kadar herkes bize karşı. Onun çevresi bile pek aynı fikirde değil. Ben daha yaşlıyım. Bana onda ne gördüğümü sorduklarında şöyle diyorum: ‘Özümü.’ Özümü tekrar gördüm, hayatımın bu anında başlangıçtaki değerlerime dönmem gerekiyordu.”
Öte yandan Wanda Nara, geçtiğimiz günlerde sevgilisi L-Gante ve çocuklarıyla İtalya’ya gitti. Wanda Nara, burada eski eşi ve çocuklarının babası Maxi Lopez ile bir araya geldi. Wanda Nara’nın sevgilisi L – Gante de bu buluşmada yer aldı. Nara, fotoğraflarını sosyal medyada paylaştı.Wanda Nara, 2008 – 2013 arasında Maxi Lopez ile evlilik yaşamıştı.

Noel Baba gerçek mi? Noel Baba gerçekte kim?

Noel Baba gerçek mi? Noel Baba gerçekte kim?

Noel Baba, yılbaşı ve Noel döneminde cömertliği, sevgiyi ve çocukların hayal gücünü simgeleyen bir figür olarak yaşamaya devam ediyor. Bugün birçok ülkede çocuklar Noel Baba’ya mektuplar yazar, hediyeler bekler ve onun neşeli ruhunu kutlarlar. Peki, Noel Baba gerçek mi? Noel Baba gerçekte kim?

Noel Baba (Santa Claus) efsanevi bir figürdür ve tarihsel, kültürel ve folklorik kökenleri vardır. Noel Baba’nın hikâyesi, 4. yüzyılda yaşamış olan Aziz Nikolaos’a (Saint Nicholas) dayanır. Aziz Nikolaos, Myra (günümüzde Demre, Türkiye) piskoposu olarak yardımları ve cömertliğiyle tanınırdı.
Zamanla Aziz Nikolaos’un hikâyesi, Avrupa’nın farklı bölgelerinde efsanelerle birleşti. Modern Noel Baba imajı ise 19. yüzyılda popülerleşen edebi eserler ve reklam kampanyalarıyla şekillenmiştir. Günümüzde Noel Baba, hediye getiren neşeli bir figür olarak Noel kültürünün bir parçası olarak kabul edilir. Gerçek anlamda varlığı tarihsel bir kişiliğe dayansa da, bugünkü Noel Baba imajı folklor ve popüler kültürün bir ürünüdür.
Aziz Nikolaos, varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Küçük yaşta ailesini kaybetti ve mirasını fakirlere yardım etmek için kullandı. Özellikle çocuklara, yoksullara ve denizcilere yardımlarıyla tanındı. En ünlü hikayelerinden biri, üç fakir kızın çeyiz parası olmadığından evlenememesiyle ilgilidir. Nikolaos, geceleri gizlice pencerelerinden içeri altın dolu çoraplar bırakarak kızların geleceğini kurtardı.
Ölümünden sonra Aziz Nikolaos, mucizeler gerçekleştirdiğine inanılarak bir aziz ilan edildi. Ünü zamanla Avrupa’ya yayıldı ve farklı kültürlerde farklı adlarla anılmaya başladı.
Hollanda’da “Sinterklaas” olarak tanınan figür, göçmenler aracılığıyla Amerika’ya ulaştı ve burada Santa Claus olarak popülerleşti.

İsrail’den açıklama: Gazze’de ateşkes olacak mı?

İsrail'den açıklama: Gazze'de ateşkes olacak mı?

İsrailli üst düzey bir yetkili, Hamas ile Tel Aviv yönetimi arasında bu yıl sonuna kadar, Gazze’de ateşkes ve esir takası anlaşmasına varılabileceğini iddia etti.

İsrail’de yayın yapan Kanal 12’nin, ismi açıklanmayan üst düzey bir yetkiliye dayandırdığı haberinde, Hamas ile İsrail arasında devam eden dolaylı müzakerelerden aralık ayı sonuna kadar ateşkes ve esir takası anlaşması çıkabileceği kaydedildi. İsrailli yetkili, Gazze’de ateşkes ve esir takası anlaşmasına varılmasına ilişkin ABD’li yetkililer tarafından belirlenen takvimin hiç de mantıksız olmadığını öne sürerek, “Neredeyse her gün yavaş yavaş ilerleme kaydediliyor.” ifadesini kullandı.

“AY SONUNA KADAR ANLAŞMA SAĞLANABİLİR” ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, 12 Aralık’ta düzenlediği basın toplantısında, Gazze’de ateşkes ve esir takası anlaşmasına ay sonuna kadar varılabileceğine inandığını belirtmişti. Sullivan ayrıca, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun esir takası ve Gazze’de ateşkes için ABD’nin 47. Başkanı seçilen Donald Trump’ın göreve gelmesini beklemediğini dile getirerek, “(Netanyahu) Anlaşmaya hazır.” ifadesini kullanmıştı.

Güney Kore’de meclis kararını verdi: Devlet Başkanı azledildi

Güney Kore'de meclis kararını verdi: Devlet Başkanı azledildi

Güney Kore’de muhalefet partilerinin Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol’un 3 Aralık’taki sıkıyönetim ilanı nedeniyle görevden alınması için meclise sundukları yeni önerge bugün oylandı. Devlet Başkanı Yoon, aldığı sıkıyönetim kararının anayasayı ihlal ettiği gerekçesiyle azledildi.

Güney Kore ajansı Yonhap’ın haberine göre, milletvekilleri, önergenin görüşüleceği oturum için bugün Ulusal Meclis’te toplandı.

Devlet Başkanı Yoon, aldığı sıkıyönetim kararının anayasayı ihlal ettiği gerekçesiyle azledildi. Ana muhalefetteki Demokratik Parti ve 5 küçük muhalefet partisi, Yoon’un sıkıyönetim ilanının anayasaya ve yasalara aykırı olduğu gerekçesiyle devlet başkanının görevden alınması için yeni bir önergeyi meclise sunmuştu. Önergede, 3 Aralık’taki kısa süreli sıkıyönetim ilanının “anayasayı ve yasaları ihlal ettiği”, bu yüzden Devlet Başkanı’nın görevden alınması gerektiği belirtilmişti..

Yoon’un sıkıyönetim ilanının ardından sıkıyönetim birliklerine ve polise milletvekillerini tutuklama emri verdiğine dair iddialar da yeni önergede yer aldı.

7 ARALIK’TAKİ ÖNERGE KABUL EDİLMEDİ Ulusal Meclis’te benzer bir azil önergesi, 7 Aralık’ta, PPP milletvekillerinin çoğunun oylamayı boykot etmesi nedeniyle yeterli sayıya ulaşamayıp kabul edilmemişti. Yalnızca 3 PPP milletvekilinin önerge için oy kullandığı bildirilmişti. PPP lideri Han Dong-hoon, hafta içinde yaptığı açıklamada, muhalefetin Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol’un görevden alınmasını talep ettiği önergeyi desteklediğini bildirdi. Han, Yoon’un meclis tarafından görevden alınmasının şu anda “tek geçerli yöntem” olduğunu belirterek, “Gelecek azil oylamasında, partimizin milletvekilleri meclis salonuna girerek kendi inanç ve vicdanları doğrultusunda oylamaya katılmalı.” ifadesini kullanmıştı. Milletvekili olmadığı için azil oylamasına katılamayacak olan Han’ın muhalefetin önergesine desteğinin, partinin tavrını ne yönde etkileyeceği belirsiz. Bu konuda liderin değil parti grubundaki milletvekillerinin iradeleri belirleyici oluyor.

Dünya Sağlık Örgütü duyurdu: Ölümcül hastalık zirve yaptı

Dünya Sağlık Örgütü duyurdu: Ölümcül hastalık zirve yaptı

İklim değişikliğinin etkisiyle artan sıcaklıklar, sivrisineklerin daha geniş alanlara yayılmasına yol açtı. Karayipler ve Amerika kıtası dang hummasından ciddi şekilde etkileniyor. Dünya Sağlık Örgütü, dang hummasından kaynaklanan ölümlerin de arttığını bildirdi. Bu yıl, sivrisinek kaynaklı virüsün 12,6 milyon şüpheli vakası rapor edildi

Bölgesel sağlık yetkililerine göre, Karayipler ve Amerika kıtası dang hummasından ciddi şekilde etkileniyor. Bu yıl, sivrisinek kaynaklı virüsün 12,6 milyon şüpheli vakası rapor edildi. Bu sayı, 2023’te bildirilen vakaların neredeyse üç katı.
İklim değişikliğinin etkisiyle artan sıcaklıklar, sivrisineklerin daha geniş alanlara yayılmasına yol açarak vakaların küresel ölçekte artmasına neden oldu. Dünya Sağlık Örgütü, dang hummasından kaynaklanan ölümlerin de arttığını bildirdi.
2023’te 2.467 olan ölüm sayısı, 2024’te 7.700’ü geçti. PAHO Direktörü Jarbas Barbosa, yaptığı açıklamada, Amerika Birleşik Devletleri dahil olmak üzere bölgedeki vaka sayısının, kayıtların tutulmaya başlandığı 1980 yılından bu yana en yüksek seviyeye ulaştığını belirtti.
Barbosa, “Bu doğrudan iklimsel olaylarla bağlantılı” diyerek, yüksek sıcaklıklar, kuraklık ve sellerin etkilerini vurguladı. Hızlı nüfus artışı, plansız kentleşme ve kötü sağlık koşulları, dang hastalığının artışına katkıda bulundu.
Dang humması, sivrisinekler aracılığıyla bulaşan ve hızla yayılan bir enfeksiyon hastalığıdır. Özellikle tropikal ve subtropikal bölgelerde görülen bu hastalık, Aedes aegypti ve Aedes albopictus türü sivrisineklerin ısırmasıyla insanlara geçer.
Hastalığın etkeni, dört farklı tipi bulunan Dengue virüsüdür. Bu nedenle bir kez hastalığa yakalanmak, diğer türlere karşı bağışıklık sağlamaz ve tekrar enfekte olma riski taşır.
Dang humması genellikle yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, deri döküntüleri, bulantı ve kusma gibi belirtilerle kendini gösterir. Bazı hastalarda ise kanama eğilimi, mide ağrısı ve ciddi sıvı kaybı gibi daha ağır semptomlar ortaya çıkabilir. Bu durum “şiddetli dang humması” ya da “deng hemorajik ateşi” olarak adlandırılır ve hayatı tehdit edebilir.
Dang humması dünya genelinde her yıl milyonlarca insanı etkiler ve ölümcül olabilecek komplikasyonlara yol açabilir.
Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre, hastalığın görülme sıklığı son 50 yılda 30 kat artmıştır. Özellikle Asya, Afrika ve Güney Amerika’daki yoğun nüfuslu bölgelerde salgınlara neden olur.
Hastalığın spesifik bir tedavisi bulunmamaktadır. Tedavi, genellikle semptomların hafifletilmesine yöneliktir. Şiddetli vakalarda hastaneye yatış gerekebilir. Korunmanın en etkili yolu ise sivrisinek ısırıklarından kaçınmak ve sivrisineklerin üreme alanlarını kontrol altına almaktır.Dang humması aşısı bazı bölgelerde kullanılmaktadır, ancak bu aşı sınırlı bir etki alanına sahiptir ve yalnızca belirli koşullarda uygulanır.
Sağlık uzmanları, hastalığın yayılmasını önlemek için hijyenik tedbirlerin artırılması, sivrisinek kontrol programlarının uygulanması ve bireylerin farkındalık düzeylerinin yükseltilmesi gerektiğini vurguluyor. Özellikle salgın dönemlerinde, yüksek risk taşıyan bölgelere seyahat edenlerin dikkatli olması önem taşıyor.

30 yıl sonra harekete geçti: Dünyanın en büyük buz dağı yeni yolculuğuna başladı

30 yıl sonra harekete geçti: Dünyanın en büyük buz dağı yeni yolculuğuna başladı

Dünyanın en büyük buzdağı A23a, 30 yılı aşkın bir süre sonra yerinden hareket ederek Güney Okyanusu’nda yeni bir yolculuğa başladı. Londra’nın iki katı büyüklüğündeki buzdağı, yaklaşık bir trilyon ton ağırlığında ve bilim insanlarının yakın takibinde.

Dünyanın en büyük buzdağı A23a, 30 yılı aşkın bir süre sonra yerinden hareket ederek Güney Okyanusu’nda yeni bir yolculuğa başladı.
İngiliz Antarktika Araştırmaları (BAS) uzmanları, buzdağının Güney Orkney Adaları’nın kuzeyindeki yerinden ayrıldığını doğruladı. A23a, artık Güney Okyanusu’nda sürüklenerek yeni bir yolculuğa çıkıyor.
BAS’ta okyanus bilimci olan Dr. Andrew Meijers, “A23a’nın uzun süre hareketsiz kaldıktan sonra tekrar hareket ettiğini görmek heyecan verici. Antarktika’dan kopan diğer buzdağlarının izlediği rotayı izleyip izlemeyeceğini ve bunun yerel ekosistem üzerinde nasıl bir etkisi olacağını görmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.
A23a ilk olarak 1986 yılında Antarktika’daki Filchner Buz Sahanlığı’ndan koptu. Yıllarca Weddell Denizi’nde sabit kalan dev buzdağı, 2020 yılında kuzeye doğru yavaş bir yolculuğa başladı.
Ancak bu yılın Şubat ayında, bir su altı dağının üzerinde oluşan Taylor Sütunu fenomeni nedeniyle yerinde dönmeye başlamış ve hareketi gecikmişti. Şimdi ise uydulardan alınan görüntüler, A23a’nın nihayet bu sıkışıklıktan kurtulduğunu gösteriyor.
Bilim insanları, A23a’nın Antarktika Kutup Çevresi Akıntısı’nı takip ederek Güney Okyanusu boyunca sürüklenmesini ve muhtemelen Güney Georgia’ya doğru ilerlemesini bekliyor. Bölgedeki daha sıcak suların, buzdağının parçalanmasına ve erimesine yol açacağı öngörülüyor.
Araştırmacılar, bu dev buzdağının çevresindeki ekosistem üzerindeki etkilerini incelemek için çalışmalara başladı.
BAS’tan biyojeokimyacı Laura Taylor, “Bu tür dev buzdağlarının geçtikleri sulara besin sağlayabildiğini ve daha az üretken bölgelerde ekosistemler yaratabildiğini biliyoruz,” dedi ve ekledi: “Ancak bu süreçte buzdağlarının boyutlarının ve kökenlerinin ne gibi farklar yarattığını henüz tam olarak bilmiyoruz.”
A23a, sadece uydularla değil, aynı zamanda ünlü araştırma gemisi RRS Sir David Attenborough tarafından da takip ediliyor. Araştırmacılar, buzdağının çevresindeki sulardan örnekler toplayarak okyanus ekosistemine ve karbon dengesi üzerindeki etkilerini anlamaya çalışıyor.
Dev buzdağının bu yolculuğu, yalnızca okyanus biliminde yeni veriler sunmakla kalmayıp, Antarktika’nın değişen dinamikleri hakkında da önemli ipuçları sağlayacak. Bilim insanları, A23a’nın hareketinin hem iklim değişikliği hem de ekosistemler üzerindeki etkilerini yakından izlemeye devam ediyor.

Trump: Yaz saati uygulamasını kaldırmalıyız

Trump: Yaz saati uygulamasını kaldırmalıyız

ABD’nin 47’nci başkanı Donald Trump, yaz saati uygulamasının kaldırılması için çalışılacağını belirterek uygulamayı maliyetli bulduğunu ifade etti.

ABD’nin seçilmiş başkanı Donald Trump, dün yaptığı açıklamada, yaz saati uygulamasını maliyetli bulduğunu belirtti.

Trump, başkanlık koltuğuna oturduktan sonra uygulamanın kaldırılması için çalışılacağını ifade etti.

Açıklamasında, “Cumhuriyetçi Parti, Yaz Saati Uygulamasını ortadan kaldırmak için elinden gelen çabayı gösterecektir! Yaz Saati Uygulaması sakıncalıdır ve milletimiz için çok maliyetlidir.” dedi.

ABD’DE YAZ SAATİ UYGULAMASI

ABD’de bazı Cumhuriyetçi senatörler, uzun zamandır yaz saati uygulamasının kaldırılması için Kongre’ye çağrıda bulunuyordu. ABD’de uygulanan yaz saati uygulaması bu yıl 10 Mart günü başladı ve 3 Kasım 2024 günü saatlerin bir saat geri alınmasıyla sona erdi. ABD’de 1. Dünya Savaşı’ndan itibaren farklı şekillerde uygulanan yaz saati uygulaması, 1966 yılında çıkarılan federal bir yasayla ülke genelinde uygulanmaya başladı.

Muhalifler ortaya çıkardı: Esad ailesinin uyuşturucu laboratuvarı!

Muhalifler ortaya çıkardı: Esad ailesinin uyuşturucu laboratuvarı!

Suriye’nin devrik Devlet Başkanı Beşar Esad’ın ülkeyi terk etmesinin ardından silahlı muhalif gruplar Şam’ın batısındaki büyük bir uyuşturucu laboratuvarını ortaya çıkardı. Muhalifler, terk edilmiş tesisin içindeki karanlık depolarda mobilya, meyve, dekoratif çakıl taşları ve voltaj regülatörlerinin içine gizlenmiş binlerce hap buldu. Captagonun tahmini küresel ticaret hacminin 10 milyar dolar olduğu ve devrik Suriye yönetiminin bundan yıllık kazancının yaklaşık 2,4 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Muhalifler tarafından bulunan tesisin şimdiye kadar bulunan en büyük captagon laboratuvarlarından biri olduğu belirtiliyor.

Esad rejimi, Ortadoğu’nun dört bir yanına yayılan captagon adlı amfetamin benzeri uyuşturucu maddenin üretimi ve satışından kazanç sağladığı konusunda ABD ve diğer devletlerce suçlanıyordu.
Esad ailesi ise uyuşturucu ticaretiyle herhangi bir bağlantılarının olduğunu daima reddetmişti.
Batılı hükümetler her yıl milyarlarca dolar hacme ulaşan captagon kaçakçılığının Suriye’deki ayağını Esad’ın kardeşi Mahir Esad ve onun komutasındaki Dördüncü Tümen ile ilişkilendirmekteydi.
Esad rejiminin devrilmesinin ardından Mahir Esad’ın nerede olduğu bilinmiyor.
Esad rejiminin ani çöküşünün ardından gazeteciler ilk kez Suriye’deki captagon imparatorluğuna dair kanıtları aramaya başlayabildi.
Esad’ı deviren muhalifler, Duma kentindeki terk edilmiş tesisin içindeki karanlık, dehlizli depolarda mobilya, meyve, dekoratif çakıl taşları ve voltaj regülatörlerinin içine gizlenmiş binlerce hap buldu.
Hapların çoğunun üzerinde captagon haplarını tanımlayan çift hilal logosu ya da “Lexus” kelimesinin damgalandığı görülüyordu.
Reuters muhabirlerini tesisin içine alan muhaliflerden biri, “Bunlar ihracata hazır” dedikten sonra cihazlardan birini açarak içinde saklı hapları ortaya çıkardı.
New York merkezli New Lines Enstitüsü Captagon Ticareti Projesi Direktörü Caroline Rose, captagonun tahmini küresel ticaret hacminin 10 milyar dolar olduğunu ve devrik Suriye yönetiminin bundan yıllık kazancının yaklaşık 2,4 milyar dolar olduğunu belirtti.
Rose, tesisin şimdiye kadar bulunan en büyük captagon laboratuvarlarından biri olduğunu söyledi.
Captagon ilk olarak 1960’larda Almanya’da, dikkat eksikliği bozuklukları ve narkolepsi gibi dikkat sorunlarının tedavisine yardımcı olmak üzere üretilen bir uyarıcının marka adıydı.
Üretimi durdurulsa da ilacın “fakir adamın kokaini” olarak bilinen yasa dışı bir türü Doğu Avrupa’da ve daha sonra Arap ülkelerinde üretilmeye devam etti.
Daha sonra 2011’de hükümet karşıtı gösterilerin ardından Suriye’de patlak veren çatışmalar sırasında gündeme geldi.

Gastroenterolog “sabahları kesinlikle yemem” diyerek uyardı: 1 numaralı kanser nedeni o besin

Gastroenterolog

Sağlıklı bir vücuda sahip olmak; kanser, kalp gibi ciddi hastalıkları önlemek için sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmeniz gerekiyor. Özellikle güne başlarken tükettiğiniz bazı besinler sağlığı ciddi anlamda tehdit ediyor.
Gastroenterolog “kahvaltıda asla tüketmem” diyerek, sağlık için riskli olan besinleri paylaştı.

Vücut sağlığınızı korumak ve uzun bir ömür sürmek için ne tükettiğiniz ve nasıl beslendiğiniz büyük önem taşıyor. Uzmanlara göre günün en önemli öğünü olan kahvaltıda sağlıklı besinler tercih etmek sağlıklı bir gün geçirmeniz için de önemli.
Dünyaca ünlü gastroenterolog Dr. Alan Desmond, kahvaltıda kesinlikle yemeyi reddettiği yiyeceği nedeniyle birlikte anlattı.
Ünlü gastroenterolog Dr. Alan Desmond, kahvaltıda tüketildiğinde ciddi sağlık sorunları yaratan yiyeceği anlattı. Dr. Alan Desmond, özellikle işlenmiş et ürünlerinin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekiyor.
Desmond’un açıklamalarına göre salam, sosis ve benzeri işlenmiş et ürünleri, her yıl yaklaşık 644 bin kişinin hayatını kaybetmesine neden oluyor.”Bu ürünler sadece sindirim sistemi sağlığımızı tehdit etmekle kalmıyor, kalp hastalıkları ve diyabet riskini de ciddi oranda artırıyor” diyen Dr. Desmond, özellikle kolon kanseri riskine vurgu yapıyor
İşlenmiş et ürünlerinin tuz oranının yüksek olması tansiyon hastalarında ciddi sorunlara yol açabileceğini belirtiyor.
Son yıllarda modern yaşam tarzının bir parçası haline gelen işlenmiş gıdalar, kolay tüketimleri ve uzun raf ömürleri nedeniyle oldukça tercih ediliyor. Ancak, bu gıdaların sağlığımız üzerindeki olumsuz etkileri uzmanlar tarafından sık sık gündeme getiriliyor.
1. İşlenmiş gıdalar, genellikle yüksek miktarda tuz ve şeker içerir. Aşırı tuz tüketimi tansiyon problemlerine, fazla şeker ise obezite, diyabet ve kalp hastalıklarına yol açabilir.2. Trans yağlar ve doymuş yağlar, işlenmiş gıdaların lezzetini artırırken, kötü kolesterol seviyelerini yükseltip kalp damar hastalıklarına zemin hazırlar.
3. Renk vericiler, tatlandırıcılar ve koruyucular gibi kimyasal maddeler, uzun vadede bağışıklık sistemine zarar verebilir. Bazı katkı maddelerinin kanserojen olabileceği de bilimsel çalışmalarla ortaya konulmuştur.
4.Doğal gıdalarda bulunan diyet lifi, işlenmiş gıdalarda genellikle çok azdır. Bu durum sindirim sorunlarına ve bağırsak sağlığının bozulmasına neden olabilir.5. İşlenmiş gıdalar, tat ve doku açısından beyne keyif verici sinyaller gönderir. Bu da kontrolsüz bir yeme alışkanlığına, dolayısıyla kilo alımına yol açabilir.
Uzmanlar, sağlıklı bir yaşam için doğal ve taze besinlerin tercih edilmesini öneriyor. Etiket okuma alışkanlığı kazanarak katkı maddesi oranlarını kontrol etmek ve işlenmiş gıda tüketimini minimuma indirmek, hem fiziksel hem de zihinsel sağlığımız için büyük önem taşıyor.