Amerika Birleşik Devletleri’nin 250 yıllık tarihi başkanlara yönelik 4 suikast ve 5 ayrı başkana yönelik suikast girişimiyle de yazılabilir. Çünkü her saldırı ve girişim ülkede bölünmelere, tartışmalara neden oldu.

En az tartışılan ise saldırganları silahı nereden bulduğu oldu. Çünkü Vahşi Batı’da silah bulmak-silaha ulaşmak köşedeki marketten alışveriş yapmak kadar kolay. Silah seçmek bile almaktan daha zor!

 

Bir keresinden, o güne kadar Clint Eastwood’un Western tarzı filmlerinde gördüğüm gümüş renkli bir Smith Wesson toplu tabancayı görünce heyecan yapmış, acaba satın almak nasıl olur diye düşünerek satıcıya şartları sormuştum!

 

600 dolarlık silah için 100 dolarlık bir de ruhsat gerekiyordu.

 

100 dolar da aslında 4 bölümlük bir belgeseli izlemek için ödeniyor!

 

Her bölümde silahlar ve özellikleri, silahların kullanımı, güvenliği, temizliği, sakıncaları vs çeşitli konularda bilgilendirmede videoları. Bunları izlediğinizde size verilen belge ile kendinizi ‘iyi- kötü-çirkin’ filminden bir karakter gibi hissetmeniz mümkün!

 

Ülkede bir kolunuzu açıp etrafınızda oluşturduğunuz alan ‘kişisel alan’ kabul ediliyor ve markette yanınızdan geçen biri size ‘excuse me’ (afferdersin) diyerek geçiyor herkes. Çünkü sizin özel alanızı ihlal ettiğini düşünüyor.

Yani Türkiye’deki gibi üzerinize yürüyen, omuz vurup giden ‘dayı’lar yok! Ancak, bir bahçedeki köpeği sevmek, çiçeği koklamak ya da dalından bir erik almak istediğinizde ev sahibi tarafından kurşun yemek de Türkiye’deki ‘dayı davranışı’ kadar doğal çünkü özel alana ihlali ve meşru müdafaa kapsamında…

 

4 başkanın suikaste kurban gitmesi, 5 inin de suikast girişimiyle karşı karşıya kalması ülkede kısa süreli şoklara neden olsa da bir süre sonra her şey doğal seyrine dönüyor bazen bu bir kaç saat içinde bile olabiliyor… Son olaydaki içki şişelerini eve götürme girişimi ya da yarım kalan tabağı sindiği yerden mideye indiren abi gibi…

En dramatik an ise Kennedy Suikastına ait.

 

Bugün hala tartışan bir suikastte tetiği çektiren el hala gizemini korusa da akıllarda kalan ikonik fotoğraf hafızalarda taze.

 

Tarih 22 Kasım 1963, Başkan John F. Kennedy Dallas’ta kalabalığın ortasında vuruldu. Tam bir kaos yaşanıyordu, Ama ülkenin yönetimsiz-başkansız kalmaması gerekiyordu. Bu nedenle suikastten sadece 2 saat 8 dakika sonra başkan yardımcısı Lyndon B. Johnson, Air Force One içinde yemin ederek yeni başkan oldu. Kennedy’ın tabutu ise artık uçağın bagaj kısmındaydı.

 

Yemin törenini unutulmaz kılan bir detay vardı;

 

Kocası henüz öldürülmüş First Lady Jacqueline Kennedy Onassis yemin törenin yeni başkanın yanındaydı. Ve üzerinde eşinin vurulduğu anda giydiği pembe takım vardı üstelik JFK’nin kan lekeleri daha kurumamıştı..

Yardımcıları kıyafetini değiştirmesi için uyardığında “Ne yaptıklarını görsünler” dediği iddia edilir.

O ana ait fotoğrafların çoğunda kan lekeleri çok belli olmuyor ama Photohop ve yapay zeka ile yapılan dokunuşlarla abartılı lekelerin olduğu örnekler de görebilirsiniz…

 

Suikast girişimlerinin en ilginci ise Başkan Theodore Roosevelt’e ait…

 

1912’de suikast girişiminde bir mitingde Başkan göğsünden vuruldu. Kalabalık içindeki saldırgan hemen yakalanırken Başkan sakince onları izledi. Hatta kendisini öldürmek isteyen saldırganı linçten kurtarıp polisin gözaltına alınmasını büyük bir soğuk kanlılıkla sağladı.

 

Başkan anatomi biliyordu, ağzından kan gelmemişti ve merminin ölümcül bir yara açmadığını düşünerek programına devam etmişti…

 

Saldırıdan sonra istifini bozmayıp yaklaşık 1 saatlik bir konuşma dahi yaptı. Kendisini şaşkınlıkla dinleyenlere “Az önce vuruldum ama bir ‘boğa geyiğini’ öldürmek için bundan daha fazlası gerekir” diyecek kadar da kendinden emindi..

 

Program bittikten sonra hastaneye giden Roosevelt’e, kurşunun göğüs duvarında, kaburga kemiğinin yakınında kaldığı söylendi…

Roosevelt, bu mermiyle hayatının geri kalanında bu mermiyle yaşadı…

 

Bu suikast girişimi günlerce konuşulsa da, Başkan’a seçimi kazandıramadı. Çünkü Partisi O’nu aday göstermedi, kurduğu 3. partiyle seçime girdi hem kendisi hem de partisi oyların bölünmesiyle seçimi Demokrat adaya karşı kaybettiler.

 

Amerika’nın 45 ve 47. Başkanı ise ülke topraklarında Reagan’dan sonra suikast girişimine maruz kalan ilk başkan oldu. (George Walker Bush Gürcistan’da el bombalı saldırının hedefi olmuştu).

 

Üstelik Trump’ a yönelik bu 3. suikast girişimi. Pensilvanya’da seçim konuşmasında başkan kulağında vuruldu. 1 kişi öldü 2 kişi yaralandı, Florida’da saldırı son anda önlendi. Şimdi Washington DC de yine hedef oldu ama saldırgan salona dahi girmeden etkisiz hale getirildi.

Bu suikast girişimi de bir çok tartışmayı beraberinde getirdi. X’te ilk gün saldırının düzmece-kurgulanmış olduğunu iddia eden 300 bin den fazla yorum yapıldı. Neden önce başkan Yardımcısı çıkarıldı da Trump daha sonra çıkarıldı sorusuna verilen cevap da soru işaretlerini gideremedi.

 

250. kuruluş yılını 4 Temmuz’da kutlayacak olan ABD’de ara seçimin sonucuna etki edecek maddelere, İran savaşının akıbeti , NATO’dan ayrılma tartışmaları ve hayat pahalığının yanında bir bu suikast girişimi eklenmiş oldu. Bu saldırı girişimleri Trump’ın işine yarayacak mı?

 

Başkan, maviye dönen oyları yönünü yeniden kırmızıya çevirebilecek mi? Kasımın ilk haftası öğreneceğiz…

Door Haluk