gilla band: irlanda müziğinde yaptığımız işin değerini geri dönüp baktığımızda anlıyoruz
Kabul etmek lazım ki gitar müziğinde İrlanda, son 15 yılın en iddialı ülkelerinden biri belki de birincisi. Bu, sadece Fontaines D.C.’nin başarılarına bakarak söylediğimiz bir şey değil. Büyüklü, küçüklü o kadar çok İrlandalı grup son 10-15 yılda rüştünü ispatladı ki artık onlardan etkilenerek müzik yapmaya başlayan yeni gruplar çıktı. Hem de sadece İrlandalı değil etkilenenler. […]
Kabul etmek lazım ki gitar müziğinde İrlanda, son 15 yılın en iddialı ülkelerinden biri belki de birincisi. Bu, sadece Fontaines D.C.’nin başarılarına bakarak söylediğimiz bir şey değil. Büyüklü, küçüklü o kadar çok İrlandalı grup son 10-15 yılda rüştünü ispatladı ki artık onlardan etkilenerek müzik yapmaya başlayan yeni gruplar çıktı. Hem de sadece İrlandalı değil etkilenenler. Kadıköylü bir gruptan da o sound’u duymak mümkün Brighton’lı bir üçlüden de. Günümüzde İrlanda’nın yaptığı bu devasa atağın temelinde olan bazı isimler var ki, gerçekten Hasan Tahsin gibi ilk kurşunu attılar. O sebeple İrlandalı modern dönemde çıkmış grupların Hasan Tahsin’i diyebileceğimiz Gilla Band’in önemi kat be kat artıyor. 2021’de adını Girl Band’den Gilla Band’e çeviren grup, diskografisinin en karanlık albümü diyebileceğimiz “Pugnello” ile 25 Eylül’de karşımıza çıktı. O günden beri tekrar dinleme rekoru kırdığımız albümün yaratıcılarından gitarist Alan Duggan ve bas gitarist Daniel Fox’la buluştuk. Gerisi için size aşağıya alalım.
Hazırlayan: Ant Arın Şermet
- 4 yıllık bir aradan sonra sizden tekrar bir albüm dinlemiş olmak oldukça güzel. “Pugnello”nun ortaya çıkmasını sağlayan olayları, Dara’nın aldığı teşhisi ve genel bağlamda yaratım sürecinizi dinlemeyi çok isterim.
Alan Duggan: Bir sonraki albümü yazmak için oturup “Artık yeni bir albüm yapmanın zamanı geldi” diye konuştuğumuzu sanmıyorum. Aslında bir önceki albümü teslim ettiğimiz anda yeniden yazmaya başladık. Aklımızda bunun bir albüme dönüşeceği fikri vardı ancak süreç daha çok zamana yayılarak ilerledi. Prova stüdyosunda yavaş yavaş fikirlerimizi bir araya getirdik, parçalar üzerinde çalıştık ve onları geliştirdik. Sürecin bu kadar uzun bir döneme yayılmış olması nedeniyle bugün geriye dönüp düşündüğümde bunu anlamlandırmak biraz tuhaf geliyor. Aslında yaptığımız şey, o dönem boyunca düzenli olarak şarkı yazmaya devam etmekten ibaretti.
- Albüm kapağında Dara’nın bir resmini görüyoruz ve önceki albümlerinizin kapaklarına göre ayrıştığını düşünüyorum “Pugnello”nun. Bu görsel ton değişimine nasıl karar verdiğinizi sorabilir miyim?
Daniel Fox: Sanırım Dara uzun süredir resim yapıyordu ve elimizdeki fotoğrafların üzerine çeşitli resimler çiziyordu. Bunları zaman zaman bize de gösteriyordu. Dolayısıyla, geri kalanımız için bu çalışmaların albüm kapağında kullanılması gerektiği oldukça açıktı. Asıl mesele, Dara’yı çalışmalarının gerçekten iyi olduğuna ikna etmemizdi. Ancak gördüğümüzde hepimizin çok hoşuna gitmişti. Gerçekten etkileyici ve özgün görünüyordu. Üstelik görselin grubun içinden birinin ürünü olması da güzeldi. Bu durum, belki bilinçaltında da olsa, albümün bütünlüğünü biraz daha güçlendiriyor ve farklı unsurların birbirine daha sıkı bağlanmasını sağlıyor.

- Bugüne kadar yayınladığınız tüm albümleri düşününce “Pugnello”nun fazlasıyla karanlık olduğu görüşüne sahibim. Zaten ilk sorumda yaratım sürecinden bahsederken buna dair bir şeyler söylemiştiniz ama siz bu konu hakkında ne söylemek istersiniz? Diskografinizin şu ana kadarki en karanlık albümü diyebilir miyiz “Pugnello”ya?
Alan Duggan: Bence işin ilginç yanı, müzik yazma sürecinin hiçbir zaman temelde karanlık bir yerden beslenmemesi. Yani bir araya gelip “Ne yaptın sen?” diye düşündüğümüz, bilinçli olarak karanlık bir şeyler yaratmaya çalıştığımız bir süreç değil bu. Ancak sonradan dönüp dinlediğimizde “Vay canına, bu gerçekten oldukça sert olmuş” diye düşünüyoruz. Ardından da bu yönün üzerine daha fazla gitmeye başlıyoruz. Madem müzik bu noktaya evriliyor, o hâlde bunu daha da ileri taşımak ve bu tür şeylerden çekinmemek gerekiyor. Yani en azından müzikal açıdan başlangıç noktamız hiçbir zaman gerçekten karanlık bir yer olmuyor ama sonuç bir şekilde oraya varıyor.
Bence Dara’nın söz yazımında da benzer bir durum söz konusu. Sözleri elbette son derece kişisel bir yerden besleniyor ancak bunlar her zaman yoğun bir mizah duygusuyla birlikte sunuluyor. Bu da tamamen onun karakterinin bir parçası. Aslında dördümüz de böyleyiz. Demek istediğimi anlıyorsun, içimizden biri çıkıp gerçekten karanlık ve tuhaf olmaya çalışsa, sanırım bu durum uzun süre devam etmezdi.
Daniel Fox: Evet, mizah konusunda belki biraz idam sehpası mizahı diyebileceğimiz bir anlayışımız var. Çok ciddi meselelerden söz ederken bile ortamı yumuşatmak için bir espri yapma ihtiyacı hissedebiliyorsun. Bu da bir bakıma İrlanda mizahının bir parçası.
- İrlanda’nın son yıllarda özellikle post-punk ve noise gibi türlerde ne kadar büyüdüğünün herkes farkında. Siz de bu sahnenin modern ayağının en önemli temsilcilerinden birisiniz. Bugüne kadar röportaj yaptığım İrlandalı hatta İngiliz grupların neredeyse tamamı sizden ilham alarak yola çıktığını söyledi. Size göre İrlanda’nın son 10-15 yılda müzik dünyasında böylesine önemli bir yere ulaşmasının altında yatan sebepler neler? Bir de siz, kendinizi bu sahnenin neresinde görüyorsunuz?
Alan Duggan: Bu albüm yayınlandığından ve röportajlar vermeye başladığımızdan beri bu soruyla çok daha sık karşılaşıyoruz. Dolayısıyla, konu üzerine düşünmek zorunda kaldık diyebilirim. Aslında normalde aklımıza gelen bir şey değil bu. Bir grup olarak çalışma biçimimizin ya da müziğimizi üretme sürecimizin bir parçası değil. Yaptığınız işin başka bir gruba müzikal açıdan ya da herhangi bir şekilde olumlu anlamda ilham verdiğini öğrenmek ise inanılmaz bir duygu. Ne demek istediğimi anlıyorsun. Bence bu, gerçekten kıymetini bildiğimiz ve değer verdiğimiz bir şey. Ama yine de emin değilim. Şu sıralar İrlanda müziği yeniden ilgi görüyor. İşlerin zaman içinde böyle değişip dönüşmesi ilginç. Bunun nedenini açıklamak gerçekten zor. Belki de müzik sektöründe çalışan insanlar olarak bizim de bu meseleler üzerine fazla düşünmememiz daha iyidir.
Bir şeyi içinde bulunduğu bağlamla değerlendirmek ilginç bir mesele. Çünkü bence bunu ancak zaman geçtikten sonra yapabiliyorsunuz. Örneğin, Fontaines D.C. ile Mayo’da, yalnızca 100 kişilik bir mekânda konser verdiğimizi düşünelim. O sırada bunun büyük bir anlam taşıdığını düşünmüyorduk. Bizim için yalnızca orada çalmak güzel bir yerel konser deneyimiydi. Ancak bugün o mekânda bu konserin etrafında oluşmuş kocaman bir hikâye ve anlatı olduğunu biliyorum. Bütün bunlar sonradan ortaya çıkıyor. Siz müziğinizi yayınlarken ve üretmeye devam ederken her şey son derece sıradan geliyor. O sırada yaptığınız şeyin bu kadar büyük bir anlam taşıdığını düşünmüyorsunuz. Ancak geriye dönüp baktığınızda, müziğinizin ve yaptıklarınızın nasıl bir etki yarattığını görebiliyorsunuz.
- 2010 sonrasında İrlanda’dan çıkan grupları düşünmenizi ve bu grupların çıkardığı sizi en çok heyecanlandıran albümleri söylemenizi isteyebilir miyim?
Daniel Fox: Bence bu anlamda pek çok örnek var. Kendi adıma bir örnek verecek olursam, albümün adını şu an hatırlayamıyorum ama grubun adı Search Results. Şimdiye kadar iki albüm yayınladılar ya da en azından ikinci albümleri yayınlanmak üzere. Üçüncüsü de yolda. Gerçekten harikalar. Bence son derece özel bir grup. Müziğe gerçekten tutkuyla bağlı insanlar oldukları hissediliyor. Şarkılarını dinlediğinizde pek çok güzel müzikal referansla karşılaşıyorsunuz ve plak mağazalarında çalıştıklarını öğrendiğinizde bu referansların nereden geldiği çok daha anlamlı hâle geliyor. Bence bu gerçekten harika.
2010’dan bu yana ortaya çıkan önemli gruplardan biri de Lankum olabilir. Onların yaptıkları gerçekten inanılmazdı. Bence Lankum’un başarısı, İrlanda folk müziğinin daha deneysel biçimlerine ve geleneksel İrlanda müziğinin farklı yorumlarına kapı açtı. Bu alanda giderek daha fazla ilgi gören pek çok harika iş ortaya çıkıyor. John Francis Flynn ve Lisa O’Neill gibi isimler de bunlara örnek gösterilebilir. Özellikle bu sahne gerçekten çok güçlü. Pek çok insan son derece başarılı işler üretiyor.
- Hepiniz Gilla Band dışında da birçok şeyle uğraşan insanlarsınız. Örnek olarak, Daniel’ın birçok isimle çalışmış bir prodüktör olduğunu söyleyebiliriz. Farklı disiplinler veya işler yapsanız da günün sonunda tekrar bir araya gelip Gilla Band için üretim yapmak size nasıl hissettiriyor? Bu tecrübeler müziğinize yeni soslar katıyor mu?
Daniel Fox:Bence kesinlikle etkileri oluyor. Farklı insanlarla çalışmak ve onların çalışma biçimlerini gözlemlemek bile insana çok şey öğretiyor. Herkesin kendine özgü yöntemleri ve işin inceliklerine dair farklı yaklaşımları var. İster stüdyoda başkalarıyla çalışmak ister başka sanatçılarla müzik üretmek olsun, deneyim kazandıkça insanın ufku genişliyor. Al, Null Club projeleriyle bu tür çalışmaların pek çoğunu yaptı; Darren da benzer şekilde farklı iş birliklerinde yer aldı. Bütün bunlar, farklı bakış açıları edinmenizi sağlıyor. Belirli bir çalışmadan etkilenip geri dönerek doğrudan uyguladığınız somut fikirlerden söz etmiyorum. Daha çok, farklı yerlerden küçük şeyler öğrenip bunları zamanla biriktiriyorsunuz. Ayrıca işine gerçekten tutkuyla bağlı ve yaptığı işte çok başarılı insanlarla stüdyoda çalışmak da keyifli olabiliyor. Bazen çalışma yöntemlerinizin birbirine benzediğini fark ediyorsunuz ve bu da doğru yönde ilerlediğinize dair insana güven veriyor.
Alan Duggan: Benim deneyimim de büyük ölçüde aynı. Başka insanlarla çalışırken hem kayıt ve prodüksiyon gibi konularda teknik beceriler edindim hem de yeni şeyler öğrendim. Ancak bu deneyim bana Gillian ile birlikte şarkı yazmanın ne kadar keyifli olduğunu da yeniden hatırlattı. Başkalarıyla şarkı yazmanın zor olduğunu söylemiyorum elbette ama Gillian ile çalışırken fikirleri uç noktalara taşımak gerçekten çok kolay. Bunu yaparken üzerine uzun uzun düşünmem ya da kendimi özellikle zorlamam gerekmiyor. Süreç kendiliğinden ilerliyor ve bu da oldukça güzel.
- İstanbul, bugüne kadar yolunuzun hiç düşmediği şehirlerden biri olsa da azımsanamayacak bir kitleniz var. “Pugnello” sayesinde çıkacağınız Avrupa turnesini kışın tamamlayacağınızı bilmekle birlikte 2027’nin bir noktasında İstanbul’a uğrama şansınız var mı diye direkt soruyorum.
Daniel Fox: İstanbul’a gelmeyi çok isteriz. Bu röportajı okuyan ya da dinleyen organizatörler varsa, özellikle belirtelim ki İstanbul’u ziyaret etmeyi uzun zamandır istiyoruz. Gerçekten devasa ve son derece ilgi çekici bir şehir. Dolayısıyla orada konser vermek için kesinlikle istekliyiz.
Alan Duggan: Aslında mesele şu ki, kendi kendimize karar verip “Harika, İstanbul’da konser verelim” diyebileceğimiz bir noktada değiliz. Bunun için bir davet almamız gerekiyor. Yani bizi İstanbul’a davet etmek isteyen varsa… (gülüyor)
