Perdenin Ardındakiler: “Ben geçmişi değil eski kendimi özlüyorum.”
Son yıllarda Türkiye’deki alternatif sahnenin en kendine özgü hikâyelerinden birini yazan Perdenin Ardındakiler, yalnızlık, özlem ve büyümekle birlikte değişen duygular etrafında kurduğu dünyayı genişletmeye devam ediyor. Ağustos ayında yayımlayacakları yeni tekli öncesinde Doruk Ereşter ve Direnç Kaçmaz ile bir araya geldik. Yıllar içinde dönüşen yalnızlık hissini, şarkı sözlerinin dinleyicideki karşılığını ve grubun yeni dönemine dair…
The post Perdenin Ardındakiler: “Ben geçmişi değil eski kendimi özlüyorum.” first appeared on Bir Baba Indie.
Son yıllarda Türkiye’deki alternatif sahnenin en kendine özgü hikâyelerinden birini yazan Perdenin Ardındakiler, yalnızlık, özlem ve büyümekle birlikte değişen duygular etrafında kurduğu dünyayı genişletmeye devam ediyor.
Ağustos ayında yayımlayacakları yeni tekli öncesinde Doruk Ereşter ve Direnç Kaçmaz ile bir araya geldik. Yıllar içinde dönüşen yalnızlık hissini, şarkı sözlerinin dinleyicideki karşılığını ve grubun yeni dönemine dair merak ettiklerimizi konuştuk.
1. Yalnızlık, Perdenin Ardındakiler’de her zaman vardı. Peki 2018’de yazdığınız yalnızlıkla bugün yazdığınız yalnızlık arasında sizce ne değişti?
Doruk Ereşter: 2018 yılında henüz 19 yaşında, hayatı yeni deneyimlemeye başlayan ve yaşamın zorluklarından habersiz bir Doruk Ereşter vardı. Kendimi tanıma ve hayatı anlamlandırma sürecimin bir uzantısı olarak o dönemki yalnızlık çok bilinçsiz ve saf bir yalnızlıktı. Duygusal olarak büyük gelgitleri ve kafa karışıklıklarımı hep yanımda taşıyordum. Bilinmezliğin heyecanı vardı.
Şu anki yalnızlık duygusu maalesef çok daha bilinçli ve soğuk. Hayatı kendince tanımlamaya başlamış, pek çok insan tanımış ve yaşama dürtüsünün aslında aynı sıkıcı döngüler içinde hapsolmuş bir varoluş savaşından ibaret olduğunun bilincine varmış bir Doruk Ereşter var. Dolayısıyla önceden bilinmezliğe karşı duyulan o değişik heyecan artık içimde bir yerlerde sakin bir bekleyişe dönüştü. Bu da beni sosyal olarak olmasa da ruhsal olarak tanımlayamadığım bir yalnızlığa itti. Bunun kalemime ve müziğime de doğrudan yansıdığını düşünüyorum.
2. Sizce insanlar sizi daha çok şarkı sözleriniz için mi dinliyor, yoksa sesinizle yansıttığınız kırgınlıkla empati kurdukları için mi?
Doruk Ereşter: Bu kadar gündeme gelecek kadar iyi bir sesim olduğunu düşünmüyorum. O zamanlarda da düşünmemiştim. Ses benim için yazdığım cümleleri renklendirecek bir araçtan başka bir şey değil. Ama dinleyiciler tarafından böyle bir karşılık bulmasından dolayı elbette mutluyum.
İnsanların sözlerim için beni dinlediğini daha fazla umut ediyorum diyelim. Çünkü kuracak doğru cümlelerin olmadıktan sonra dünyanın en iyi sesine bile sahip olsan ne olur ki?
3. Şarkılarınızın büyük bir kısmı kaybedilmiş ilişkiler, kaçırılmış fırsatlar ve geçmişe duyulan özlem üzerine. Hiç mutlu olduğunuz bir dönemde mutsuz bir Perdenin Ardındakiler şarkısı yazdınız mı?
Doruk Ereşter: Bu mutluluğu nasıl tanımladığınıza bağlı. Ben iyi hissettiğim pek çok anda pek çok üzücü şarkı yazdım. Genel olarak memnuniyetsiz ve sürekli mutsuz bir insan değilim. Aksine pek çok arkadaşım komik biri olduğumu iddia eder. Ama ilk soruda da verdiğim cevaptan yola çıkacak olursam, büyüdükçe hayatımdaki bazı şeylerin beni gerçekle yüzleştirdiğini hissediyorum. Aslında geçmişe duyduğum özlem yaşanmışlıklara ya da olaylara değil; o bilinçsiz heyecana, bilinmezlerin güzelliğine ve ihtimallerin verdiği heyecana. Ben geçmişi değil, eski kendimi özlüyorum.
4. Benzer temalar etrafında üretmekten bahsetmişken, sizin gözünüzde bir sanatçının imzasını korumasıyla kendini tekrar etmesi arasındaki çizgi nerede?
Direnç Kaçmaz: Bence imza dediğimiz şey, sürekli aynı şarkıyı ya da aynı duyguyu yeniden üretmek değil. Farklı şeyler deneseniz de dinleyen kişinin “bu onların dünyası” diyebilmesi. Bizim şarkılarımızda melankoli, yalnızlık ve geçmişle hesaplaşma gibi duygular hep bir şekilde var ama her seferinde onlara başka bir yerden bakmaya çalışıyoruz.
Kendini tekrar etmek biraz daha, daha önce işe yarayan bir şeyi sırf işe yaradığı için yeniden yapmak gibi geliyor bana. İmzayı korumak ise değişirken de kendin olarak kalabilmek.
5. Şarkılarınızın insanların hayatlarındaki kırılma anlarına eşlik ettiğini bilmek sizde bir sorumluluk duygusu yaratıyor mu? Yoksa dinleyicilerinizin duygularına tercüman olabilmek sizin için daha çok bir motivasyon mu?
Doruk Ereşter: Bu aslında biraz zor bir soru. Ben müzik hayatıma başlarken işlerin buralara gelebileceğini pek tahmin etmiyordum. Böyle bir şeyin mümkün dahi olduğunu bilmiyordum. Ancak şu an buradayız ve elbette müziğe başladığımız zamankinden farklı yaklaşıyoruz.
Dinleyicilerimize karşı her zaman bir sorumluluk taşıyoruz; sadece üretimde değil, müziğimizin icra sürecinde de. Beni motive eden şey de bu sorumluluk aslında. Aynı cümleler altında buluşmak, aynı melodileri mırıldanmak çok güzel ve hayatım boyunca bu sorumluluğu taşımak istiyorum.
6. Mela Bedel’le yayımladığınız teklinin üretim süreci nasıldı? Bugün geriye dönüp baktığınızda bu şarkıyı onsuz hayal edebiliyor musunuz?
Direnç Kaçmaz: Aslında bizi yine müzisyen bir arkadaşımız bir araya getirdi ve süreç sonrasında oldukça doğal gelişti. Şarkının kendi içinde belli bir duygusu vardı ama Mela’nın dahil olmasıyla o duygu başka bir yere taşındı. Özellikle onun yorumuyla parçanın kırılgan tarafı daha görünür hâle geldi. Elbette teoride başka bir versiyonu da olabilirdi ama bugün dinlediğimiz hâlini Mela olmadan düşünmek zor. Çünkü sadece vokaliyle değil, şarkının karakterinin oluşmasında da ciddi bir katkısı oldu.
7. Ağustos ayında yeni bir tekli yayımlayacağınızdan bahsettiniz. Yeni şarkıyı son birkaç yılda çıkardığınız işler arasında hangi şarkınızın akrabası olarak görüyorsunuz?
Direnç Kaçmaz: Bana biraz “Farklı Limanlarda” hissini veriyor aslında. Duygu olarak birebir aynı yerde değiller ama taşıdıkları atmosfer ve his bakımından birbirlerine yakın tarafları var.
Yeni şarkıda bunun biraz daha farklı bir yorumunu yaptığımızı düşünüyorum. Prodüksiyon ve anlatım açısından başka bir yere gidiyor ama dinlediğimde bana en çok “Farklı Limanlarda”yı hatırlatıyor.
8. Bugünkü Perdenin Ardındakiler’e 2017’deki Perdenin Ardındakiler ne söylerdi? Ya da siz o zamanki hâlinize ne söylemek isterdiniz?
Doruk Ereşter: Sakin ol şampiyon, ayakların yere bassın. Çünkü hayat verdikleri kadar aldıklarıyla da bilinir. İçindeki ateşi diri tut. Sen, sen olduğun için güzelsin. Kendini sakın kaybetme, olduğundan büyük görme. Daha çok gez, daha çok öğren, daha çok yaşa.
9. Ağustos ayında yayımlanacak teklinin ardından dinleyicileri ve Perdenin Ardındakiler’i nasıl bir dönem bekliyor?
Direnç Kaçmaz: Bu dönemde üretim şeklimiz biraz değişti aslında. Daha önce şarkıları synth’ler üzerinden bestelemeyi ve o dünyanın içinde şekillendirmeyi daha çok seviyordum. Bu kez ise biraz daha akustik ve canlı kayıtlarla çalıştık. Canlı enstrümanlar ve yer yer daha rock bir sound da bize eşlik etti. Bu da doğal olarak şarkıların hissini biraz değiştirdi.
Bundan sonraki dönemde tamamen tek bir tarafa geçmekten ziyade, elektronik tarafımızla bu akustik ve canlı hissi bir araya getirmeye devam etmek istiyorum. O füzyonun içinde daha önce yapmadığımız şeyleri denemek, sound’umuzu biraz daha genişletmek heyecan veriyor. Yani tanıdık taraflarımız yine olacak ama onları farklı şekillerde kullandığımız, yeni alanlara açıldığımız bir dönem geliyor diyebilirim.
The post Perdenin Ardındakiler: “Ben geçmişi değil eski kendimi özlüyorum.” first appeared on Bir Baba Indie.